(4857 S. K. m. 32)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 1) Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2) Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde çalıştığını, sendika üyesi olduğunu, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 ve 14.dönem TİS'leri ve protokollerle getirilen ücret zamlarının, seyyanen zamların, kıdem terfi ve kıdem zamlarının uygulanmadığını ya da eksik uygulandığını, bu sebeple ücretinin eksik ödendiğini, ayrıca 2005 ve 2007 yıllarında imzalanan Kamu TİS'leri Çerçeve Anlaşma Protokolleriyle getirilen zamların geçmişe dönük uygulanması gerekirken ileri dönük uygulandığını, bu durumun davacının zararına neden olduğunu, teşvik priminin de eksik ödendiğini iddia ederek fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davacıya tüm haklarının TİS'lere ve protokollere uygun olarak eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dosya kapsamındaki delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.
Uyuşmazlık davacının kıdem terfi priminden yararlanıp yararlanamayacağı noktasındadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarında davacının dönemsel yevmiyesi tespit edilirken yevmiyeye kıdem terfi primi eklenmiştir. Dosya kapsamından davacının bir dönem mevsimlik işçi olarak çalıştığı daha sonra daimi işçi kadrosuna geçtiği görülmektedir.
İstek konusu dönemde yürürlükte olan Toplu İş Sözleşmelerinin tamamında kıdem terfii 33. maddede düzenlenmiştir. Maddenin başlığı "Daimi işçilerin Kıymetlendirme Fişlerine Dayalı Kıdem Terfii" olup, madde içeriğinden de sözü edilen terfi için daimi işçi olarak çalışılması gerektiği açıktır.
Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesinde sendika üyesi olan işçilerin üyeliğin sendikaya bildirilmesinden itibaren daimi işçiler gibi toplu iş sözleşmesinden yararlanacakları yönünde kurala yer verilmiş ise de sözü edilen hükmün, ücret artışıyla diğer sosyal hakları ilgilendirdiği kabul edilmelidir. Zira Toplu İş Sözleşmesinin 25. maddesinde daimi işçiyle mevsimlik işçi tanımları yapılmış ve 33. maddede kıdem terfi sadece daimi işçiler için öngörülmüştür. Mevsimlik işçinin üyeliğin bildirildiği andan itibaren Toplu İş Sözleşmesinin tüm hükümlerinden yararlanabileceği kabul edildiğinde, Toplu İş Sözleşmesinde öngörülen daimi işçiyle mevsimlik işçi arasındaki ayrımın nedeni ortadan kalkar. Zira 2822 Sayılı Kanun gereği üyeliğin işverene bildirildiği tarihten itibaren Toplu İş Sözleşmesinden yararlanılacağından, daimi işçilerle mevsimlik işçilerin toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerinden yararlanması söz konusu olur. Toplu İş Sözleşmesinde açıkça daimi işçilerle mevsimlik işçilere ait tanıma yer verilmesi ve 33. maddede açıkça daimi işçilere kıdem terfii öngörülmesi sebebiyle düzenlemenin amaçsal yorumu yapıldığında mevsimlik işçilerin kıdem terfi haklarının olmadığı kabul edilmelidir. Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesi hükmü, sendika üyesi olan mevsimlik işçilerin, sözleşmede açıkça daimi işçilere sağlanan haklar dışında kalan hükümleri bakımından sonuç doğurur.
Yapılan bu açıklamalara göre davacı işçi yönünden mevsimlik statüde çalışılan dönem için kıdem terfi hesabı yapılmamalıdır. Başka bir anlatımla davacının henüz daimi kadroya alınmadığı, mevsimlik işçi olarak çalışılan dönem için kıdem terfi zammı hesabıyla yevmiye tespiti hatalıdır. Sözü edilen durum ileriye dönük olarak yevmiyeyi etkilediğinden zamanaşımına uğramayan dönem hesabını da ilgilendirmektedir. Bu yönlerden bilirkişiden denetime elverişli şekilde hesap raporu alınmalı ve rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmelidir.
3) Davalı vekilinin karara esas alınan bilirkişi raporunda yevmiyenin yanlış tespit edildiğine dair itiraz dilekçesi ve ekinde bu iddiasını ortaya koymaya yönelik yargı kararları sunduğu görülmüştür. Dosya kapsamından bu itirazlar hakkından herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı vekilinin yevmiyenin tespiti ve uygulanan zamlara dair itirazları karşılanmalı ve sonuca göre karar verilmelidir.
4) Kısa kararda ...Davanın kabulüne 225,80.-TL ilave tediye, 1.610,66-TL ücret fark alacağı ve 260,54-TL ikramiye fark alacağının temerrüt tarihlerinden itibaren ilgili faizleriyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, .. karar verilmiş ve temerrüt tarihleri ve faiz türü belirtilmemiş iken gerekçeli kararda ...1)-Davanın kabulüne, 2)-225,80.-TL ilave tediye alacağının 200.-TL'lik kısmının dava, bakiyesinin 14.11.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle, 3)-1,610,66.-TL ücret fark alacağı ve 260,54-TL ikramiye fark alacağının bilirkişi raporunun son sayfasında belirlenen tutarlar ve temerrüt tarihlerinden itibaren en yüksek işletme kredisi faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, .. karar verilerek kısa kararla gerekçeli karar arasında farklılık meydana getirilmesi hatalı olduğu gibi fark ücret ve fark ikramiye alacaklarına işletilecek faiz bakımından faiz başlangıç tarihlerinin açıkça gösterilmesi yerine infazda tereddüt yaratacak şekilde bilirkişi raporuna atıfla yetinilmesi de isabetsiz olmuştur. Ayrıca hükmedilen alacak kalemlerinden TİS değil de Kamu Toplu Sözleşmeleri Anlaşma Protokolüne dayanıyor ise bu alacak kalemlerine en yüksek banka mevduat faizi iletilmesi gerektiği de unutulmamalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde davalıya iadesine, 17.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy