(4857 S. K. m. 5, 6, 11, 120) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar ve Sonuç: Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 18.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
ŞANLIURFA
1. İŞ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2012/525 Esas
KARAR 2013/197
DAVA: Tazminat (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/10/2012
KARAR TARİHİ: 25/01/2013
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Şanlıurfa Köy hizmetleri müdürlüğünde işe başladığı tarihten itibaren TYol-İş Sendikasına üye olduğunu, Şanlıurfa Köy Hizmetleri müdürlüğünde işe başladığı tarihten kadrolu işçi statüsüne geçirildiği 2001 yılına 1ar geçici/mevsimlik işçi statüsünde çalıştırıldığını, bu dönemde her yıl yeni bir geçici/mevsimlik iş sözleşmesi ile işe başladığını, ve yıl sonunda işten ayrıldığını, 2001 yılında aynı müdürlükte kadrolu,'daimi işçi statüsüne geçirildiğini, ancak kadrolu işçi statüsüne alındığında geçici/mevsimlik işçilikte geçen sürelerinin kıdem hesabında dikkate alınmadığını, sanki işe yeni başlamış bir işçi gibi başlangıç derece ve kademesinden işe başlatıldığını, kadrolu işçi statüsünden önceki çalışma süresindeki kıdemlerinin dikkate alınmadığını, 2005 yılında köy hizmetleri müdürlüğünün lağvedilmesi ile tüm hak ve alacakları ile beraber Şanlıurfa İl Özel İdaresine devredildiğini, önceki hizmet süreleri dikkate alınarak belirlenecek derece ve kademeler üzerinden ödenmesi gereken maaş ile ödenen maaş arasındaki farkın ödenmesi yönündeki dava dilekçesinde belirttiği davacının ilgi tarihli yazılı başvuruya davalı idarece cevap verilmemesi üzerine dava açma gereği doğduğunu belirterek: müvekkilinin daimi kadroya geçirilirken köy hizmetleri müdürlüğü nezdinde geçici/mevsimlik işçi olarak işe başladığı tarihten daimi kadrolu statüye geçtiği, tarihe kadarki hizmet süresinin hesaplanarak belirlenecek derece ve kademede intibakının yapılması gerektiğinin tespitine, tüm hizmet süresi hesaplanarak belirlenecek derece/kademelerine göre, dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık süre içerisinde ödenen ile ödenmesi gereken ücretlerinin tespiti ile oluşacak farktan şimdilik-fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 300 TL.nin faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiş yargılamanın son aşamasında ıslah dilekçesi vererek alacağa ilişkin talep miktarını arttırmıştır.
Davalı kurum vekilleri cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira davacının müvekkilleri idarede mevsimlik işçi statüsünde çalıştığını, yılın belli aylarında çalıştırılıp, isine son verildiğini, uyuşmazlığın ortadan kaldırılması için Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İş verenleri sendikasından taleplere yönelik görüş istendiğini, ve verilen cevabi yazıda geriye dönük derece ve kademe ilerlemesi verilemeyeceği yönünde görüp bildirildiğini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı çalışma genel müdürlüğünden görüş istendiğini, verilen cevabi yazıda, İş Yeri İş Birliği Kurulu veya Merkez İş Birliği Kurulunun alacağı bir kararla çözüm bulunabileceği, çözüm bulunamaması durumunda yoruma ilişkin dava açılabileceği yönünde görüş bildirildiğini, TİS'de yer alan derece kademeye ilişkin olarak; her bir yıl için 1 kademe, her iki yıl için 1 derece şartına göre; davacının kadroya geçtiği dönemden önceki hizmet süresinin hiç bir zaman 1 veya 2 yılı geçmediğini, ayrıca derece ve kademe intibakı cetvellerinde süre koşuluna uyulmak suretiyle gereken derece ve kademe uygulamasının davacıya tatbik edildiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini, dava harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DOSYANIN İNCELENMESİ VE GEREKÇE:
Davacıya ait iş yeri şahsi sicil dosyası, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı hep birlikte ele alındığında;
Dava, davacının geçici/mevsimlik iş ilişkisinin kurulduğu tarihten itibaren T. Yol-İş Sendikası üyesi olduğunu ve 2001 yılında kadrolu işçi statüsüne geçirilmesinden sonra da T. Yol-İş Sendikası üyeliğinin devam ettiğini ve halen üyesi olduğunu, mülga Koy Hizmetleri Müdürlüğü Nezdinde geçici/mevsimlik isçi olarak işe başladığı tarihten daimi kadrolu statüye geçtiği tarihi kadarki hizmet süresinin hesaplanarak, belirlenecek derece ve kademeye intibakının yapılması gerektiğinin tespiti, dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık süre içerisinde ödenen ile ödenmesi gereken ücretin hesaplanması talebine yöneliktir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlıklar ücret, kademe ve derece tespitine esas teşkil eden hizmet süresinin tespitinde geçici iş ilişkisinin başladığı tarihi mi? Yoksa, daimi/kadrolu statüye geçtiği tarihinin mi? Esas alınacağı noktasında toplanmaktadır.
Davacının daimi/kadrolu statüye geçmeden önce mülga Şanlıurfa Köy Hizmetleri Müdürlüğünde yapmış olduğu ıs mevsimlik iş sözleşmesidir. Mevsimlik iş sözleşmesi belirli süreli yapılabileceği gibi, belirsiz süreli olarak da yapılabilir. Ancak yine 4857 sayılı iş kanununun 11/son maddesi ve Yargıtay kararları dikkate alındığında, zincirleme yapılan mevsimlik iş sözleşmeleri belirsiz süreli iş sözleşmesi niteliği kazanmaktadır. Davacının da ilk geçici/mevsimlik iş sözleşmesi ile daimi/kadrolu ipçi statüsüne geçtiği 2001 yılına kadar yaptığı, birçok zincirleme iş sözleşmeleri olup, bunlar da sonuç itibariyle başlangıçtan beri belirsiz süreli iş sözleşmesi niteliğindedir. 4857 sayılı iş kanununun 120. maddesi hükmüne göre yürürlükte vakıları 1475 sayılı kanunun 14/2. maddesinde, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik iş yerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceği hükme bağlanmıştır. Yine 4857 sayılı İş kanununun 6. maddesinin birinci fıkrasında iş yeri veya iş yerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde iş yerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer denilmektedir.
Davalı idare, davacının geçici/mevsimlik işçi olarak geçen hizmet sürelerini kıdemine dahil etmeyerek, ücret ödemeye esas teşkil eden düşük derece ve kademe üzerinden ücret ödeyerek, davacının emsal işçilere göre eksik ücret almasına ve dolayısıyla ücrete adalet ve eşit davranma ilkesini ihlal etmesine yol açmıştır. Eşit davranma ilkesi tüm hukuk alanında geçerli olup, iş hukuku bakımından işverene, iş yerinde çalışan işçiler arasında haklı ve objektif bir neden olmadıkça farklı davranmama borcunu yüklemektedir. Eşitlik ilkesi Anayasanın 10. ve 55. maddesinde de hükme bağlanmıştır. Ayrıca eşit davranma ilkesi İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Uluslararası Çalışma Örgütünün Sözleşme ve Tavsiye kararlarında da çeşitli biçimlerde ele alınmıştır. Yürürlükte bulunan 1475 sayılı iş kanunun 14. maddesinin 5. fıkrasının 2. bendinde işçilerin kıdemleri, hizmet aktinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden aktedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik iş yerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır denilmektedir.
Davalı idare ile davacı arasında, davacının başlangıçtan beri T. Yol-İş Sendikası üyeliği hususu ihtilaf konusu değildir. Başlangıçtan beri T.Yol-İş Sendikası üyesi olan davacının, geçici/mevsimlik işçi statüsünde/geçen sürelerin kıdemine dahil edilerek, intibakının yapılması yönündeki ilgi tarihli müracaatına davalı idare yasal süresinde cevap vermeyerek intibakı yapılan işçi ile aynı işi yapan davacı işçi ücreti arasında eğit kıdemdeki çalışan olmalarına rağmen, farklı belirlenmiş kademe ve derecelerine göre hesaplama yapıldığından aynı işi yapan ve aynı kıdeme sahip iki isçi arasında eşitlik ilkesine aykırı ücret farklılığı ortaya çıkmaktadır, iş verenin hukuki durumları eşit ola işçiler arasında farklı bir işlem yaparak farklı ücretler belirlemesi, iş ilişkisi açısından 4857 sayılı iş kanununun eşitlik ilkesini düzenleyen 5. maddesinde somutlaşan Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Ayrıca davacının geçici/mevsimlik işçi statüsünde çalıştığı dönemde lehine veyahut aleyhine değerlendirme fişi tutulmaması bir eksiklik ise de bu fişin tutul mamasında davacının bir kusur ve görevinin bulunmadığı, bu fişlerin tutulmasının görev ve yetkisi idarenin kendi tekelinde olduğu dikkate alınarak, davacının intibakının, aynı işverene ait önceki işlerde geçen kıdeminin, daha önceki çalışması sırasında davalı idare tarafından performans değerlendirmesi ile ilgili bir düzenlemeye göre puanlama yapılmamış olması dikkate alınarak, bu puanlama işlemi yapılmadan, toplu iş sözleşmesinin 98. maddesine göre bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmak kaydıyla 1 kademe ilerlemesine ve toplu iş sözleşmesinin 99. maddesinde yer alan bulundukları derecede 2 yıl çalışmış olmak şartıyla 1 derece ilerlemesine hak kazanmış olduğu kabul edilerek, intibakının yapılması eşitlik ve hakkaniyete uygun olacaktır. Bilirkişinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde denetime açık bir şekilde geçici/mevsimlik işçi olarak davacının çalışmış olduğu toplam süreyi dikkate alarak yapmış olduğu, derece ve kademe hesaplaması ile bu hesaplamaya göre alınması gereken ücret farkı, aktı ilave tediye farkı, yasal ilave tediye farkı ve yıpranma prim farkı dikkate alınarak açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Açılan davanın KABULÜNE,
Davacının, 2001 yılma kadar geçici işçi statüsünde çalışmış olup. 2001 yılında Şanlıurfa Köy Hizmetleri Müdürlüğünde (Şimdiki adıyla İl Özel idaresi ) daimi/kadrolu işçi statüsüne tüm hak ve alacaklarıyla birlikte geçirilmesi sırasında yapılan intibakın yanlış olduğunun TESPİTİNE,
Davacının 01/03.2012 tarihi itibariyle 15. derecenin 20. kademesinde olduğunun TESPİTİNE,
Ücret farkı, Akti ilave Tediye farkı, Yasal ilave tediye farkı, Yıpranma prim farkı alacağı olmak üzere toplamı 16.431.00 TL.nin davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine,
1- Alınması gereken 1.123,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 297,15 TL'nin mahsubu ile bakiye 825.85 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
2- Duruşmada vekil ile temsil edilen davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önüne alınarak 1.971,00 TL vekalet ücreti takdirine bu ücretin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Dosya içinde görülen ve tamamı davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti 200,00 TL posta gideri 43,00 TL olmak üzere toplam 243.00 TL yargılama giderinin ve davacı tarafından peşinen yatırılan 297,15 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Davacı tarafından peşinen yatırılan gider avansından bakiye kalanının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı tefhimden itibaren 8 gün içinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.25/01/2013 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy