(1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, fazla mesai alacaklarının ödenmemesi sebebiyle iş akdini haklı sebeple feshettiğini belirterek kıdem tazminatıyla fazla mesai alacağını istemiştir.
Davalı, davacının 28-30.9.2011 tarihleri arası devamsızlık yaptığını bu sebeple haklı sebeple sözleşmesinin feshedildiğini, davacının bir gün 08-20 arası çalıştığını ertesi gün 20-08 vardiyasına geldiğini gece vardiyasından sonra 24 saat istirahat ettiğini, bordrolarda fazla mesai tahakkuku yapılıp bankadan ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının fazla mesai alacağının ödenmemesi sebebiyle işçi açısından haklı nedenin olduğu, kıdem tazminatı ve fazla mesai alacağına hak kazandığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, işçinin son ücretidir. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücrettir. İhbar öneli tanınmak suretiyle yapılan fesihte önelin bittiği tarihte fesih gerçekleştiğinden, önelin bittiği tarihteki ücret esas alınmalıdır. Bildirim öneli tanınmaksızın ve ihbar tazminatı da ödenmeden (tam olarak ödenmeden) işverence yapılan fesih durumunda ise, bildirim öneli sonuna kadar işyerinde uygulamaya konulan ücret artışından, iş sözleşmesi feshedilen işçinin de yararlanması ve tazminatının bu artan ücret esas alınarak hesaplanması gerekir.
Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 Sayılı İş Kanununun 32. maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya parayla ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de parayla ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir.
Yıl içinde düzenli ve belirli periyotlarla ödenen parasal haklar bakımından ise, kıdem tazminatının son ücrete göre hesaplanması gerekir. Gerçekten işçinin son ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplandığına ve yıl içinde artmış olan ücretlerin ortalaması alınmadığına göre, ücretin ekleri bakımından da benzer bir çözüm aranmalıdır. Örneğin işçinin yıl içinde aldığı üç ikramiyenin eski ücretten olması sebebiyle daha az olması ve fakat son ikramiyenin işçinin son ücreti üzerinden ödenmesi halinde tazminata esas ücretin tespitinde dikkate alınması gereken ikramiye de bu son ikramiye olmalıdır. Hesaplamanın, son dilim ikramiyenin ait olduğu dönemdeki gün sayısına bölünerek yapılması hakkaniyete de uygundur. Daha somut bir ifadeyle, yılda dört ikramiye ödemesinin olması durumunda her bir ikramiye 3 aylık bir dönem için uygulanmaktadır. İşçinin artmış olan ikramiyesinin ait olduğu doksan güne bölünmesi suretiyle, bir güne düşen ikramiye tutarının bulunması, kıdem tazminatının son ücretten hesaplanacağı şeklinde yasal kural daha uyumlu olacaktır. Aynı uygulamayı yol ve yemek yardımı gibi ödemeler için de yapmak olanaklıdır. İşçiye aylık olarak yapıldığı varsayılan bu gibi ödemelerin son ay için ödenen kısmının fiilen çalışılan gün sayısına bölünmesi suretiyle bir güne düşen tutar tespit edilmelidir. Buna göre periyodik olarak ödenen ve yıl içinde artmış olan parasal haklar yönünden son dönem ödemesinin ait olduğu dilim günlerine bölünmesiyle tazminata esas ücrete yansıtılacak tutar daha doğru biçimde belirlenebilecektir.
Somut olayda davalı işyerinde yemeğin işveren tarafından karşılandığı ve servis imkanının sağlandığı sabittir. Buradan hareketle davacının kıdem tazminatına esas ücreti tespit edilirken 120,00 TL yemek ve 140,00 TL yol ücreti kabul edilmiştir. Ancak davacının çalışma sistemine baktığımızda 1 gündüz, 1 gece vardiyasında çalıştığı ve sonrasında ise 24 saat istirahat ettiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacı 30 gün bilfiil işe gitmemekte, yol yemek ücretinden yararlanmamaktadır. Hal böyle olunca kıdem tazminatına esas ücrette davacının 30 gün işe gittiği kabul edilerek yol ve yemek ücretinin buna göre hesaplanması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; davacının bir ayda fiilen kaç gün işe gittiğini tespit etmek ve bu günlere isabet eden yol ve yemek ücretini hesaplayarak kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücreti belirlemektir.
Mahkemece bu husus yerine getirilmeksizin eksik incelemeyle hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davalı tarafa iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy