(2709 S. K. m. 141) (6100 S. K. m. 297) (4857 S. K. m. 46, 47)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, iş sözleşmesinin herhangi bir haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, bazı işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı vekili, davacı ve arkadaşlarının işi kendilerinin bıraktığını, davacının işverenden herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Anayasanın 141. maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.
Somut olayda; Mahkemece karar gerekçesinde, "... Dosya davacının alacaklarının hesaplanması için hesap uzmanı hukukçu bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 4.3.2014 tarihli rapor ve 2.5.2014 tarihli ek rapor ile; davacının 9.808,02-TL kıdem tazminatı, 2.445,05-TL ihbar tazminatı, 2.882,60-TL yıllık ücretli izin alacağı, 791,64-TL ubgt alacağı, 152,12-TL hafta tatili alacağı, 2.719,36-TL fazla mesai ücret alacağının belirlendiği anlaşılmış, dosya içeriğine uygun bulunan işbu rapor hükme esas alınmıştır..." paragrafına yer verilmiştir. Şu halde yıllık izin ücreti bakımından da bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilmiş iken hüküm kısmında yıllık izin ücretinin reddine karar verilerek çelişki meydana getirildiği gibi, yıllık izin ücretinin ne sebeple reddedildiği sebepleri belirtilmeyerek adı geçen alacak bakımından gerekçesiz hüküm kurulmuş olması hatalıdır.
3-Ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti alacakları ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanmalıdır. Davacının son ücreti belirlenmesine karşın, geçmiş dönem ücretleri tespit edilemiyorsa kabul gören son ücretin asgari ücrete oranlaması yapılarak geçmiş dönem ücretleri belirlenmeli ve alacak kalemleri hesaplanmalıdır. Dönem ücretleri anılan yöntemle belirlenmeksizin asgari ücret üzerinden ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının hesaplanması hatalıdır.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 11.09.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy