Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 02.12.2013 tarihli direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu ve Dairemizin 6352 sayılı Kanunun 40.maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici 2.maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemece bozma konusu yapılan cezai şart alacağı ile ilgili olarak, “... Hal böyle olunca davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı anlaşılmakla belirsiz süreli iş sözleşmelerinde sözleşmenin süreden önce haksız feshine bağlanan cezai şartın herhangi bir geçerliliği bulunmadığı” gerekçesi ile cezai şart talebinin reddine dair verilen karar, Dairemizin 20.11.2014 tarih ve 2014/12841 esas 2014/21287 karar sayılı kararı ile, “...Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin "sözleşme süresi" başlıklı 7. maddesinde, sözleşmede öngörülen süre dolmadan önce taraflardan herhangi biri tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın akdin feshedilmesi halinde son brüt ücretin 6 katı tutarında tazminat öngörülmüştür. Bu düzenlemeye göre sözleşmenin nitelik itibariyle asgari süresi belirlenmiş belirsiz süreli sözleşme (garanti süreli belirsiz sözleşme) özelliğini taşıdığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere sözleşmedeki cezai şarta dair hüküm karşısında sözleşmenin asgari süresi belirlenmiş belirsiz süreli sözleşme niteliği taşımasına göre sırf genel olarak sözleşmenin belirsiz süreli olmasına dayanılarak cezai şartın geçersiz olduğuna dair mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir. Şu halde mahkemece yapılacak iş taraflar arasında çekişme konusu olan fesih hususunu aydınlatmak olmalı, gerekirse Hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında tutanak tanıklarının ifadelerine başvurulmalı ve fesih hususu açıklığa kavuşturularak cezai şart talebi hakkında karar verilmelidir. Hatalı değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.“gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, “...Bu kapsamda somut olayda davalı olan sağlık memuru ile davacı özel hastane arasında yapılan iş akdinde belirli süreli sözleşme yapılmasını gerektirir objektif neden bulunmadığından 22/03/2012 tarihinden itibaren 2 yıl süreli olarak yapılan iş akdinin başından itibaren belirsiz süreli sözleşme olarak kabul edilmesi yasa gereğidir. Her ne kadar Yargıtay bozma ilamında somut olaya konu iş akdi, "asgari süresi belirlenmiş belirsiz süreli sözleşme" olarak nitelenmiş ise de İş Kanunu 11. Maddesinde "İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar." hükmüne yer verilerek sözleşmelerin belirli yahut belirsiz süreli sözleşme olarak nitelenebileceği açıkça belirtilmiştir. Asgari süresi belirlenmiş belirsiz süreli sözleşme tanımının yasada karşılığı olmamakla birlikte son zamanlarda Yargıtay'ın bazı dairelerince (somut olaya göre takdiren) cezai şarta ilişkin hukuki ihtilafları çözmek için başvurduğu bir yol olarak uygulanmaktadır. Ancak yukarıda ve bir önceki gerekçeli kararımızda bahsedildiği gibi davalının akdettiği sözleşme "davalı ile belirli süreli sözleşme yapılmasını gerektirir objektif neden bulunmadığından" nihayetinde belirsiz süreli sözleşmedir. Sözleşmenin, sözleşmede yer alan süre kadar belirli süreli olduğu kabul edilecek olursa açıkça kanun hükmüne aykırı davranılmış olacaktır. Çünkü sözleşmenin yapıldığı tarihte bulunmayan "belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullar", asgari süre olarak nitelenen süre içinde de zaten bulunmamaktadır, somut olayda da sözleşme başında bulunmayan objektif koşullar sonradan ortaya çıkmış da değildir. Bu kapsamda belirsiz süreli sözleşmelerde sürenin bitiminden önce feshe bağlı cezai şartın geçersiz olduğu izahtan varestedir.
Nitekim mahkememizce aynı gerekçelerle verilen ve tarafı da yine davacı özel hastane olan 2013/585 Esas, 2014/113 Karar, 2013/587 Esas, 2014/48 Karar, 2012/427 Esas, 2013/302 Karar, 2012/342 Esas, 2013/312 Karar sayılı kararların Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nce 14/05/2014, 11/09/2014, 22/10/2014 ve 19/02/2015 tarihlerinde verilen onama ilamları ile onanarak kesinleştiği görülmüştür.” gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.
Davacının yaptığı iş, çalıştığı süre ve emsaller daire kararları birlikte değerlendirildiğinde, Dairemizin bozma kararının yerinde olmadığı, direnme kararının doğru olduğu anlaşılmakla dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici ek ikinci maddesi uyarınca ONANMASINA, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 15.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy