Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen Direnme kararı süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu ve Dairemizin 6352 sayılı Kanun'un 40.maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Dairemiz ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, davacının İş Mahkemesinin 2012/355 Esas ve 2013/585 Karar sayılı dosyası ile açtığı ve temyiz edilmeden kesinleşen işe iade davasındaki “iş akdinin haklı nedenle feshedildiği” gerekçesinin eldeki dosyada bağlayıcı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dairemizin, “..Somut olayda davacı İş Mahkemesinin 2012/355 Esas ve 2013/585 Karar sayılı dosyası ile işe iade davası açmış ve dava mahkemece davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesi ile reddedilmiş ve karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Daha sonra davacı işe iade davasının temyiz edilmediğinden dolayı şekli anlamda kesinleştiği fakat maddi anlamda kesinleşmediğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı talepli eldeki davayı açmıştır. Bir mahkeme kararının şekli anlamda kesinleşmesi demek mahkeme kararı hakkında kanun yollarına başvurularak veya başvurulmadan, olağan kanun yollarının tüketilmesi anlamına gelmektedir. Öncelikle şekli anlamda kesinleşen bir kararın, maddi anlamda kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi için kanun yollarından geçmesi gerekli değildir. Olayımızda olduğu gibi bir karar süresinde kanun yollarına başvurulmadan da şekli anlamda kesinleşebilir. Bir kararın şekli anlamda kesinleşmesi maddi anlamda kesin hükmün ön şartıdır. Diğer yandan kararın niteliğine göre kanun yoluna başvurulmadan kesinleşen kararların maddi anlamda kesin hüküm değeri taşımayacağını kabul etmek bir mahkeme kararının aynı derecedeki başka bir mahkeme tarafından denetlenmesi sonucunu doğurur. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından açılan işe iade davasında davacının iş akdinin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilmiş olup, bu karar daha sonra açılacak kıdem ve ihbar tazminatı talepli alacak davası yönünden HMK 303. maddesi anlamında kesin hüküm teşkil eder ve hakimin bunu resen gözetmesi gerekir. Mahkemece, iş akdinin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiğine dair kesin hüküm mevcut olmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. ” gerekçesi ile verdiği bozma kararının usul ve yasaya uygun olmasına ve yerleşik uygulamanın da bu yönde bulunmasına göre direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NA GÖNDERİLMESİNE,16/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy