YARGITAY İLAMI
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm taraflarca süresi içinde temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş ise de; HUMK'nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili davacının 13/08/2014 tarihinde üye olduğunu, davalı işverenin baskısı altında olan davacı ve diğer sendikalı olan işçilerin öncelikle ısrarla istifaya zorlandığını, ancak bundan netice almadıklarından sendikal faaliyetlerin önüne geçilmesi, sendikalı işçi sayısını azaltmak ve bu sayede toplu iş sözleşmesini engellemek için davacı ile birlikte diğer bir kısım sendikalı olan işçileri 01/02/2015 tarihinde işten çıkardıklarını, davacının kıdeminin 6 aydan az olması nedeniyle iş güvencesi kapsamında olmadığını, feshin sendikal nedene dayandığını 2821 sayılı Yasası 31. maddesi uyarınca işçinin 1 yıllık brüt ücretinden aşağı olmamak üzere 18.000,00 TL olan sendikal tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, sendikal nedenle fesih iddiasının yerinde olmadığını, iş akdinin ekonomik kriz nedeni ile feshedildiğini, davacıya iş akdinin feshinden dolayı her türlü hak ve alacaklarının ödendiğini, davacının bölümüne yeni işçi alınmadığını, feshe son çare olarak başvurulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının davalıya ait işyerinde 13/08/2014 - 02/02/2015 tarihleri arasında çalıştığı, çalışan listesinden ve bilirkişi raporundan davacıdan sonra işe alındığı halde davacı ile aynı konumda çalışan başka işçilerin çalışmaya devam ettiği, davacının iş akdinin feshi sonrasında da işçi alımının yapıldığı, bu durumun davacının iş akdinin feshi sebebi ile çeliştiği, feshin geçersiz olduğu; davacının feshin sendikal nedene dayalı olduğu iddiası yönünden yapılan incelemede davalı işyerinde sendikaya üye 69 çalışan varken davacının iş akdinin feshi sürecinde pek çok işçinin sendika üyeliğinden istifa ederek çalışmaya devam ettiği, sendikaya üye olup işyerinde çalışan 3 işçi bulunduğu, davacı tanık beyanlarından feshin sendikal nedene dayalı olduğunun anlaşıldığı, işveren tarafından sendikaya üye olarak çalıştığı belirtilen 32 işçiden 22'sinin sendika üyeliğinden istifa ettiğinin anlaşılması karşısında davalının beyanına itibar edilmeyerek feshin geçerli nedene dayanmadığı, sendikal nedenle yapıldığı gerekçesiyle davacının davasının işe iade talebinin kabulüne, davacının kıdemi ve fesih sebebi dikkate alınarak işe başlatmama tazminat miktarının davacının 12 aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine karar verilmiş ve işe iade hükmü kurulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Davacı vekili; 02.03.2015 tarihli dava dilekçesinde açıkça 1 yıllık ücret karşılığı sendikal tazminata (18.000,00 TL ) hükmedilmesini talep etmiş olup, Mahkemece talebin aşılması suretiyle davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesi ile 12 aylık brüt ücret tutarında sendikal tazminat ile 4 aylık boşta geçen süre ve diğer hakların davalıdan tahsilinin gerektiğine dair hüküm kurulmuştur. Talep aşılmak suretiyle eda hükmü yerine tespit hükmü kurulması hatalı olup davacı ve davalı temyizi yerindedir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 22/11/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy