(765 S.K. m. 313, 314)
Dava: Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, cürüm işlemek için oluşturulan teşekkül mensuplarına yardım ve yataklık etmek, otomatik sistemi kullanarak vasıflı dolandırıcılık ve sahte nüfus hüviyet cüzdanı kullanmaktan sanıklar F., Y., E., A., C., M., B., Ş., R., T., B., A., M., S., N.'in yapılan yargılanmaları sonunda; Sanıklar F., E., ve A.'in cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan beraatlerine, sanıklar C., M., B., S., Ş., R., T., B., A., M., S., ve N.'in cürüm işlemek için oluşturulan teşekkül mensuplarına yardım ve yataklık yapmak suçlarından beraatlerine, sanıklar F., Y., E. ve A.'in sahte nüfus cüzdanı kullanmak ve otomatik sistemi kullanarak vasıflı dolandırıcılık suçlarından Devlet Güvenlik Mahkemesinin görevsizliğine ve suç yeri itibariyle dosyanın yetkili ve görevli Kadıköy Nobetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair (İstanbul İki Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi)nden verilen 7.11.2000 gün ve 168 Esas, 247 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi müdahiller vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile 18.1.2001 günü daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: 1- Görevsizlik kararının niteliği itibariyle itirazı kabil kararlardan olması nedeniyle, katılanlar vekillerinin temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca oybirliği ile (REDDİNE),
2- Katılanlar vekillerinin, sanıklar hakkındaki beraat hükmüne yönelik temyizlerine gelince; Sanıklardan Y. ve E.'ın yasadışı yollardan bankalardan para çekmek ve alışveriş yapmak amacıyla yurtdışında bağlantıları olan A. ve F.'ın önderliğinde bir örgütleme disiplini ve dayanışması içinde bir araya gelip, bu amaçlarını gerçekleştirmek üzere diğer sanıklarla da sürekli biçimde dayanışma içerisine girerek onlardan bir bölümünden sahte kredi kartı imali yönünde, bir bölümünden de araç-gereç temini ve saklanması ile ulaşım hizmetleri yönünden yardımlarından yararlandıkları, bu oluş karşısında tüm sanıkların oluştaki konumlarına göre eylemlerinin, TCK.nun 313 veya 314. maddelerinde tanımı yapılan suçları oluşturduğu, gerek öğreti, gerekse Dairemizde süreklilik kazanan uygulama karşısında sözü edilen suçun oluşumu için sanıkların, cürüm işlemek üzere bir örgütlenme disiplini ve dayanışması içinde, planlı ve sürekli biçimde bir araya gelmiş olmalarının yeterli olacağı, gerçekleştirilen eylemin tek ve muayyen olmasının suçun oluşumuna engel bir olgu olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki olayda birden çok eylemin de söz konusu olduğu ve TCK.nun 64 ve 65. maddelerinde tanımı yapılan suç ortaklığının ancak örgütlenme olmadan işlenen suçlarda söz konusu olabileceği gözetilmeden, oluşa ve maddedeki suç tanımına uygun düşmeyen bir kabul ile tüm sanıkların mahkumiyetleri yerine, beraatlerine karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanıklar hakkındaki hükmün (BOZULMASINA), 24.5.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy