(765 S. K. m. 30, 59) (6136 S. K. m. 13) (647 S. K. m. 4)
Dava: 6136 Sayılı Kanuna aykırılıktan sanık İsmet Yıldız'ın yapılan yargılanması sonunda; Hükümlülüğüne, ertelemeye ve zoralıma dair Çatalpınar Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 28.11.2002 gün ve 45 esas, 69 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile 9.9.2003 günü daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü;
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak,
4806 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK. nun 30. maddesinin 2. fıkrasındaki bir sözcüğünün bin olarak değiştirilmiş bulunması karşısında, sanığa para cezası tayin edilirken her aşamada bin lira küsurunun atılması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirdiğinden hükmün CMUK. nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın CMUK. nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında 6136 Sayılı Yasanın 13/1. madde ve fıkrası uyarınca tayin edilen temel ağır para cezasının 142.365.000 liraya ve TCK. nun 59. maddesinin uygulanması sonrasında 118.637.000 liraya, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca da hürriyeti bağlayıcı cezanın beher günü 4.745.000 liradan para cezasına çevrilerek toplam ve sonuç ağır para cezasının 1.542.137.000 liraya indirilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek ONANMASINA, 29.12.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
6136 Sayılı Yasaya bağlı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, Ruhsatlar başlığını taşıyan 3. maddesi, Taşıma ve bulundurma ruhsatları onay tarihinden itibaren beş yıl için geçerli olup, yenileme harcı alınmak şartıyla, her beş yılda bir yenilenir. Sürenin sona ermesinden bir ay önce tebligat için gerekli işlemler başlatılır. Zabıtaca doğrudan veya 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacak yazılı tebligattan itibaren altı ay içinde ruhsatlarını mevcut durumlarına göre taşıma veya bulundurma ruhsatı olarak yeniletmeyenlerin o silaha ait ruhsatı iptal edilerek, bu Yönetmelik hükümlerine göre devri sağlanır. Bu şekilde ruhsatı iptal edilen silah, hiçbir şekilde aynı şahıs adına yeniden ruhsata bağlanamaz.
Yeni ruhsatın geçerlilik süresi, önceki ruhsata ait sürenin bittiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Süresi biten taşıma ruhsatı, yenisi verilinceye kadar bulundurma ruhsatı yerine geçerlidir.;
Taşıma ve bulundurma hakkının kaybı başlığını taşıyan 17. maddesi ise, Taşıma veya bulundurma ruhsatı verilen kişilerden sonradan 16 ncı maddede belirtilen hallerden birine girmesi nedeniyle silah taşıma ve bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat talepleri kabul edilmeyeceği gibi mevcut silah ruhsatları iptal edilerek, silahlar zaptedilir. Bu silahların, zaptedildiği tarihten itibaren altı ay içinde silah sahibinin isteği dikkate alınarak, silah satın almaya hak kazanmış kişilere devri sağlanır. Bu süre içinde devri sağlanamayan silahlar ilgili kanunlara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikal ettirilir.
Bu Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası hükümlerine göre ruhsatı iptal edilen silahlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. hükümlerini taşımaktadır.
Görüldüğü gibi, Yönetmelikte silah taşıma ve bulundurma ruhsatlarının ne kadar süre için geçerli olacağı, yenileme işleminin nasıl yapılacağı ve yenileme işleminin yapılmaması halinde izlenecek yöntem ayrıntılı ve açık bir biçimde anlatılmıştır.
Bu bilgilerin ışığı altında olayımızı irdelersek; sanık İsmet Yıldız'a, Ordu Valiliğinin 21.7.1994 tarihli olur'u ile silah taşıma ruhsatı verildiği, 5 yıllık ruhsat süresinin dolması üzerine ruhsatını yeniletmesi için kendisine 4.9.2000 tarihinde tebligat yapıldığı, ancak kendisine verilen 6 aylık süre içerisinde ruhsatını yeniletmediği, bunun üzerine Ordu Valiliğinin 19.10.2001 tarihli olurları ile silah ruhsatının iptaline karar verildiği, sözü edilen iptal kararının 12.11.2001 tarihinde bizzat sanığa tebliğ edilerek, aynı tarihte silaha el konulduğu, bu husustaki tutanağın da sanık tarafından imzalandığı saptanmıştır.
Sanık, mahkemedeki savunmasında, annesinin rahatsızlığı nedeniyle, kendisine yapılan tebligata rağmen ruhsatın yenilenmesi için idareye başvuruda bulunamadığını, zabıtanın istemi üzerine silahı da teslim ettiğini, ruhsatın iptalinden sonra teslim edinceye kadar silahı taşıdığını ifade eylemiştir.
Sanığın, mahkemedeki bu ikrarından başkaca ruhsatın iptalinden sonra, zaptedilinceye kadar silahı taşıdığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Mahkeme, sanığın bu ikrarını esas alarak, taşıma ruhsatının sona ermesine rağmen yasal süre içerisinde ruhsatını yeniletmeyen ve ruhsatı idarece iptal edilerek, zaptedildiği tarihe kadar silahı taşıyan sanığın eyleminin, ruhsatsız silah taşımak biçiminde yorumlayarak, 6136 Sayılı Yasanın 13/1. madde ve fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılmasına karar vermiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, silah ruhsatı Ordu Valiliğinin 19.10.2001 tarihli olurları ile iptal edilmiş olup, sözü edilen bu iptal kararı 12.11.2001 tarihinde bizzat sanık imzasına tebliğ edilerek, aynı tarihte silaha zabıtaca el konulmuştur.
İdari bir tasarruf niteliğinde bulunan ruhsat iptali işleminin sanık açısından, ancak kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren sonuç doğuracağı tabiidir. Bu itibarla ruhsatın iptal edilip, iptal işleminin sanığa tebliğ edildiği 12.11.2001 tarihine kadar, silahın sanık tarafından taşınması eyleminin, 6136 Sayılı Yasanın 13/1. madde ve fıkrasında düzenlenen ruhsatsız silah bulundurmak veya taşımak suçunu oluşturmaz.
Öte yandan, iptal kararı sanığa tebliğ edilmekle birlikte, silaha da aynı anda el konulduğundan sanığın ruhsatın iptalinden sonra silahı taşıması maddeten olanaklı değildir.
Bu açıklamaların ışığında; sanığın idarece kendisine verilen taşıma ruhsatına istinaden sözü edilen ruhsatın yine idarece iptal edilip, bu işlemin kendisine tebliğ edilmesine kadar, silahı taşıması eyleminin, 6136 Sayılı Yasanın 13/1. maddesinde düzenlenen ruhsatsız silah taşımak veya bulundurmak suçunun unsurlarını oluşturmayacağı gibi, iptal işleminin sanığa tebliği ile birlikte silaha el konulduğundan, iptal işleminin kendisine tebliğinden sonra sanığın silahı taşımasının da maddeten olanaklı bulunmadığından ruhsatsız silah taşımak suçundan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, yerel mahkemenin mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy