(765 S. K. m. 72, 513, 522) (3091 S. K. m. 1) (647 S. K. m. 4, 6) (5271 S. K. m. 309)
Dava ve Karar: Meraya tecavüz suçundan sanık Mehmet Avşar'ın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 513/1, 522, 72, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri uyarınca 520.101.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına verilen bu cezanın 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca ertelenmesine dair Doğanşehir Sulh Ceza Mahkemesinin 1.3.2004 gün ve 2003/222 esas, 2004/49 sayılı kararı ve dosyası ile ilgili olarak;
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26.9.1991 gün, 1991/7869-8516 sayılı ilamında belirtildiği üzere 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 513/2. maddesinin ancak köy hükmi şahsiyetine ait yerlerde uygulanması mümkün olup, dava konusu taşınmaz belediyeye ait bulunmasına göre, söz konusu maddedeki suç unsurlarının oluşmadığı, şartların varlığı halinde 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkındaki Kanun'a aykırılıktan söz edilebileceği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26.7.2005 gün ve 32309 sayılı kanun yararına bozma istemi Yargıtay C.Başsavcılığının 11.8.2005 gün ve KYB/2005-144185 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla dava evrakı incelendi.
TCK. nun 513/2. fıkrasında tanımlanan meraya tecavüz suçunun oluşabilmesi için, tecavüz edilen taşınmazın köy hükmi şahsiyetine ait bulunması veya köy hükmi şahsiyetine ait olmamakla beraber özel şahıslar yahut amme hükmi şahısları tarafından uzun yıllar önce köylünün müşterek istifadesine terk edilen bir yer bulunması gerekir. Belediye sınırları içinde kalan yerlere tecavüz eylemi bu madde kapsamına girmez. Dava konusu taşınmaz Doğanşehir ilçesi belediye hudutları içinde kaldığına göre, olayda meraya tecavüz suçunun oluştuğu iddia ve kabul edilemez.
Öte yandan; ihbarnamede zikredilen meraya tecavüz suçunun unsurlarının oluşmadığı, ancak şartların varlığı ve unsurlarının oluşması halinde 3091 sayılı Yasaya aykırılıktan söz edilebileceğine ilişkin kanun yararına bozma istemi, CMK. nun 309. maddesinde sayılan bozma nedenleri arasında yer almadığı için isabetli bulunmamıştır.
Sonuç: Bu nedenlerle kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği kısmen yerinde görüldüğünden Doğanşehir Sulh Ceza Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen 1.3.2004 gün 2003/222 esas, 2004/49 sayılı kararının CMK. nun 309. maddesine dayanılarak BOZULMASINA ve CEZANIN KALDIRILMASINA, dosyanın mahalline yollanmak üzere Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine, 20.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy