MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Genel güvenliği kasten tehlikeye sokacak şekilde silahla ateş atme
HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, dosya dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak:
Somut olayda; öncelikle adli sicil kaydına göre suç tarihi itibariyle kesin- leşmiş mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının CMK.nun 231/5. ve TCK.nun 51. maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğinden, hakkında verilen hapis cezası kişiliği gerekçe gösterilerek seçenek yaptırıma çevrilen sanık hakkında TCK.nun 50. maddesinin uygulanma gerekçesi ile çelişen gerekçeyle CMK.nun 231/5. ve TCK.nun 51. maddelerinin uygulanmamasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görül- müş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. madde ve fıkrası uyarınca (BOZULMASINA), 09.05.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yerel mahkemece; daha önceden zimmet suçundan hükmün açık- lanmasının geri bırakılması kararı bulunan ve "bir daha suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluşmadığından takdiren hükmün açıklanmasına yer olmadığına" karar verilen, "mahkemece tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu bir kanaat oluşma- dığından hakkında hükmedilen cezanın ertelenmesine takdiren yer olmadığına" denilerek cezası ertelenmeyen, sanık hakkında; hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması ve ertelenmemesi gerekçeleri dosya kapsamına uygun, yasal ve yeterli olup; hapis cezasının paraya çevrilmesi sırasında sanığın kişiliği yanında "sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler"in gerekçe gösterilmesi nedeniyle gerekçede çelişkiye düşülmediğinden, tek bir gerekçenin önce olumlu kabul edilerek sanık lehine uygulamada kullanılması, daha sonra aynı gerekçenin sanık aleyhine uygulamada kullanılması söz konusu olmadığından, ayrıca sanıkla yüz yüze gelerek onu gözlemleyen yerel mahkeme hakiminin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında "her ne kadar HAGB'ye engel teşkil etmiş geçmiş sabıkaları bulunmasa da, suçla giderilmesi gereken bir zarar olmasa da" diyerek olumsuz kanaatine dayanarak HAGB'yi uygulamaması, yine ertelemede "her ne kadar daha önce kasıtlı suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmiş olmasa da" denilerek mahkemece tekrar bir suç işlemeyeceği konusunda olumlu bir kanaat oluşmadığından cezanın ertelenmesine takdiren yer olmadığına karar verilmesi karşısında; gerekçelerin yasal, dosyaya uygun, keyfiliğe yol açmayan ve sanığın kişilik özellikleri ile uyumlu olması gözetildiğinde, yerel mahkeme hakiminin ısrarla kanaatinin olumsuz olduğunu belirttiği somut olayda takdir hakkına karışılarak fazladan yazılan bir gerekçeyi (kişilik) esas alarak hükmün bozulmaması gerektiği kanaatiyle, sayın çoğunluğun hükmün bozulmasına dair görüşlerine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy