MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında, TCK.nun 168. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün, 245/3. maddesinde uygulama yeri bulunmadığı halde, 168. madde ile uygulama yapılmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış ve 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının; Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı gözetilerek infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanığın verilen cezanın ağır olduğuna yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün oybirliğiyle ONANMASINA,
2- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Sanığın sahte nüfus cüzdanı talep belgesini kullanarak mağdur bankaya ait kredi kartı düzenletmesinden ibaret eylemine ilişkin olarak TCK.nun 245/2. ve 43. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde TCK.nun 204/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
3- 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının; Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı gözetilerek yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 01.12.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında mağdur ...’un kimlik bilgileri ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanık...’ın fotoğrafını yapıştırarak sahte nüfus cüzdan talep belgesi ile nüfus müdürlüğünden aldıkları sahte nüfus cüzdanı ile...’a başvurup çıkarttıkları kredi kartını kullanmaktan ibaret eyleminde, sanığın sahte kredi kartı çıkarttırıp kullanmaktan ibaret eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında düzenlenen tek suçu oluşturması ve bu suçtan cezalandırılarak cezanın Dairece onanması karşısında, sahte nüfus cüzdanı çıkarttırarak kullanma eylemi nedeniyle yerel mahkemenin TCK.nun 204/1. maddesinden cezalandırılmasına ilişkin kararının onanması yerine, sanığın TCK.nun 245/2, 43. maddesinden cezalandırılması gerektiğine ilişkin bozma kararı verilmesi yerinde değildir. Şöyle ki;
Dosya kapsamı ve anlatımlardan, sanık ...’in mağdur ...’un kimlik bilgileri ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanık ...’ın fotoğrafını yapıştırarak sahte nüfus cüzdan talep belgesi ile nüfus müdürlüğünden aldıkları nüfus cüzdanı ile...’tan sahte olarak kredi kartı çıkarttırıp harcama yaptığı anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK.nun 21/1. madde ve fıkrası "Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir." Yine TCK.nun 44. maddesi "İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır." hükmünü içermektedir.
5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında tanımlanan suçun maddi unsuru, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır. Ancak bu fıkra hükmüne göre cezaya hükmedilebilmesi için fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir. Bu maddedeki suçun oluşması için ilk şart, banka veya kredi kartının sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış olmasıdır. Yani sahte kart oluşturmak veya üzerinde sahtecilik yapmak bu suçun seçimlik hareketleridir. Sahte kart oluşturmak, gerçek kart üzerinde yapılanlar dışında sahtecilik fiillerini ifade eder. Üçüncü fıkradaki suçun oluşması için ikinci şart ise, sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış kartın kullanılması suretiyle yarar elde edilmiş olmasıdır. Haksız yararın fail ya da başka birisine sağlanmasının önemi yoktur. Her iki halde de suç oluşacaktır.
245. maddenin 3. fıkrasında tanımlanan suçun manevi unsuru ise kasttır yani kasten işlenebilen bir suçtur. Üçüncü fıkra açısından kast, suça konu banka veya kredi kartının sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir kart olduğunu bilmeyi ve bu kartı yarar sağlamak amacıyla kullanmayı istemeyi gerektirir.
Burada geçitli suç sözkonusudur. Çünkü failin sahte olarak üretilmiş bir banka veya kredi kartını kullanarak kendisi veya başkası yararına haksız yarar elde edebilmesi için öncesinde bu kartı üretmesi, satın alması ya da bir şekilde kabul etmesi gerekir. Bunlar dışında kartın elde edilmesi için kalan tek seçenek kartın bulunmasıdır ki fail bulduğu kartın sahte olduğunu bilemeyeceği için bu kez de kast unsuru gerçekleşmeyeceğinden 3. fıkrada yer alan suçtan cezalandırmak da mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla 3. fıkradaki suçun işlenebilmesi için failin öncesinde 2. fıkrada yer alan hareketlerden birisini gerçekleştirmesi gerekecektir. Buna göre de 2. fıkrada yer alan hareketler, 3. fıkradaki suç açısından cezalandırılmayan önceki hareketler olacaktır. (Benzer görüş için; Yrd. Doç. Murat Volkan Dülger, Bilişim Suçları ve İnternet İletişim Hukuku, s. 553-554)
Hakimi bağlayıcı olmamakla birlikte madde hükümlerinin yorumlanmasında yol gösterici olan TCK.nun 245/2. madde ve fıkrasının madde gerekçesine baktığımızda da “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartlarının ticari amaçla piyasaya sürülmesi karşısında, bu fiilleri yaptırıma bağlamak amacıyla, madde metnine ikinci fıkra olarak yeni bir suç tanımı yapılmıştır.” denilmektedir. Bu madde gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, üretilen sahte banka veya kredi kartlarının ticari amaçlı olarak piyasaya sürülmesi cezalandırılmak istenmiştir. Ticari amaç güdülmeksizin üretilen sahte banka veya kredi kartının kullanılması sonucu yarar elde edilmesinde sadece TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasından cezalandırılma yoluna gidilmesi kanun koyucunun iradesine de uygun olacaktır.
Bilindiği üzere, sahtecilik fiillerinin hedefi yine bizzat sahteciliğin kendisi değildir. Hemen her zaman sahteciliğin ötesinde bir amaca ulaşmak için sahtecilik yapılır. Bu nedenle sahte belge oluşturduktan sonra bu sahte belgeyi kullanan kişi, hem sahte belge düzenlemekten hem de sahte belge kullanmaktan dolayı cezalandırılmaz. Burada da aynı şekilde düşünmek uygun olacaktır. Dolayısıyla, sahte kart oluşturan veya kart üzerinde sahtecilik yapan kişi, daha sonra bu kartı kullanarak yarar sağlayacak olursa, sadece TCK.nun 245/3. maddesinde öngörülen suçtan dolayı cezalandırılması gerekecektir. Nitekim TCK.nun 245/3. maddesinde öngörülen cezanın 245/2. maddesinde öngörülen cezadan fazla olması da bu görüşü destekler niteliktedir.
Tüm bu anlatılanlar karşısında;
Ceza Genel Kurulunun 27.05.2008 gün ve 2008/11-87 E, 2008/150 K sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın mağdur ...’a ait hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer sanık...’ın fotoğrafı yapıştırılı nüfus cüzdanını kullanarak sahte kredi kartı sözleşmesi imzalamak suretiyle banka görevlilerince basımını sağladığı kredi kartı “sahte oluşturulan” kart niteliğinde olup, bu kartın kullanılması suretiyle kendine haksız yarar sağlaması eyleminin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturmaması ile, 5237 sayılı TCK.nun 21/1. madde ve fıkrasında "Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir." şeklindeki düzenleme, madde gerekçesi, geçitli suç teorisi ve TCK.nun 44. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kastının açıkça sahte olarak üretilen kredi kartının kullanılması sonucu yarar sağlama olduğu ve eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nun 245/3. maddesindeki suçu oluşturması ile ayrıca 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesi “Sahte resmi veya özel belgelerin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.” kuralı karşısında da sanığın TCK.nun 204/1. maddesinden cezalandırılması gerektiği, Mahkeme tarafından da sanığın TCK.nun 204/1, 245/3. maddelerinden cezalandırıldığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinden kurulan mahkumiyet hükmünün onanması yerine, TCK.nun 245/2, 43. maddelerinden cezalandırılması gerekçesiyle yerel mahkemenin kararının bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 01.12.2016
Full & Egal Universal Law Academy