Parada sahtecilik suçundan sanık ... hakkında 26.03.2009 tarihli verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar kaldırılarak hükmün açıklanmasına ve 765 sayılı TCK.nun 316/4. madde ve fıkrası uyarınca hükümlülüğüne dair; ...Ağır Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 gün ve 2016/123 esas, 2016/237 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi:
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın bir sebebe dayanmayan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün ONANMASINA, 05.12.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Ayrıntı ve gerekçesi Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/06/2011 tarihli ve 2011/10- 91 Esas, 2011/132 sayılı kararında belirtildiği üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.
20/12/2012 tarihli ... İlçe Jandarma Komutanlığının ... Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı yazı içeriğinde, (x) haber elemanının ... ve ... isimli şahıslardan sahte para aldığı, bu şahısların işyerlerinde paraları saklayarak yanlarında çalıştırdıkları ... ve ... isimli şahıslar aracılığıyla piyasaya sürdüklerinin istihbar edildiği belirtilerek arama kararı alınması talep edildiği, bu talep üzerine ... Sulh Ceza Mahkemesinin 20/12/2012 tarihli ve 2012/212 değişik iş numarası ile arama kararı verildiği, bu karar uyarınca yapılan aramada, o sırada ... isimli şahsın kahvehanesinin yazıhane bölümünde sanığın bulunduğu, üst aramasında herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı, sanığa kolluk görevlileri tarafından yazıhanede suç unsuru olup olmadığı hususunun sorulması üzerine sanığın “10 dakika önce bunu biri getirdi” diyerek görevli personele yazıhane içindeki ahşap dolapta bulunan poşeti gösterdiği, söz konusu poşet içinde suça konu sahte paraların ele geçirildiği, sanığın tüm aşamalarda arama yapılan işyerinin arkadaşı...’ye ait olduğunu, suça konu paketin tanımadığı bir kişi tarafından bırakıldıktan kısa bir süre sonra kolluk görevlilerinin gelip paket nerede diye sorunca söz konusu paketi sorduklarını düşünerek yerini göstermesi üzerine paketin bulunduğunu ve sahte para ile ilgisi olmadığını savunması, bu savunmanın aksine herhangi bir kanıtın bulunmadığı gibi dosyadaki diğer sanıklarca da sanık ... aleyhine bir beyanın yer almaması, işyerinin sanığa ait olmaması, (x) haber elemanın soruşturma ve kovuşturmanın hiçbir aşamasında dinlenmemiş bulunması karşısında, sanık ...'nin cezalandırılmasına yeter her türlü kuşkudan uzak somut, kesin ve inandırıcı kanıtlar bulunmadığı gözetilmeksizin beraatı yerine, mahkumiyetine karar veren yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun düşüncesine katılmamaktayız.05.12.2016
Full & Egal Universal Law Academy