MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma
HÜKÜM: Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Ceza Genel Kurulu'nun 08.03.2016 tarihli 2014/14-261 Esas 2016/117 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, sanığın 29.06.2015 tarihli ilk hükmü süresinde temyiz etmemesi nedeniyle hakkında verilen bu hükmün kesinleşmesi, diğer sanıkların temyiz etmesi ve Yargıtay tarafından temyiz eden sanık yönünden hükmün bozulması üzerine, sanığa sirayetine de karar verilmesi sonucu 03.10.2016 tarihinde kurulan hükmü temyiz etmeye hak ve yetkisi bulunmadığından, sanığın temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK.nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 317. maddesi gereğince REDDİNE, 06.06.2018 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sirayet kurumun amacı, temyiz incelemesi yapılan bir hükümde (sanık) için yapılan hukuki hatanın davanın şeriki içinde yapılmış olması halinde kanun yararına bozma yoluna gitmek yerine her iki sanık için hukuki hata birlikte giderilerek usul ekonomisine katkıda bulunmak ve hakkında hüküm hatalı olarak kesinleşen sanığın infazı tamamlanmadan mağduriyetinin giderilmesini sağlamaktadır,
Sirayet üzerine verilen kararın hatalı olması halinde, temyiz hakkı tanınmazsa yine sirayet kanununun önlemeye çalıştığı kanun yararına bozma yoluna gidilmek zorunluluğu doğacaktır ki bu da kurumun amacına aykırıdır. Örneğin bozmanın sirayeti nedeniyle uygulanan indirim oranının sanık aleyhine noksan tatbiki halinde sanığın bu karara karşı yasa yoluna (temyize) başvurmasını engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
Kural olarak hakim ve mahkeme kararlarına karşı yasa yolları açıktır (CMK m. 260/1). Ancak yasalarımızda açıkça düzenlenen hallerde bazı kararlar kesindir. 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi uyarınca sirayet üzerine hukuki durumu kendi insiyatifi dışında değiştirilen ve hakkındaki kesinleşmiş hüküm bozulan sanığın bu karara karşı yasa yoluna başvurma hakkı verilmesi ve bu yasa yollarının mercii ve sürelerinin de kararda belirtilmesi zorunluluğu Anayasa’nın 40/2, CMK’nun 34 ve 231/2. maddelerinin emredici hükmü gereğidir.
CMUK’nun (CMK’nun 267/1.) maddesinde hangi kararlara karşı itiraz yoluna gidilebileceği düzenlenmiş olup inceleme konusu karar hakim kararı ya da kanunda açıkça itirazı kabil kararlardan olduğunun belirtilmemesi nedeniyle itiraz yoluna gidilebilen kararlardan değildir. Bu durumda sanık hakkında sirayet nedeniyle verilen kararın 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince 1412 sayılı CMUK’nun 305 ilâ 326 maddesine göre yapılması gereken temyiz yasa yoluna tabi olduğunun kabülünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu kanaatle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.06.06.2018
Full & Egal Universal Law Academy