MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Beraat
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın, 12.10.2013 tarihinde Erdemli Polis Merkezi Amirliği'ne verdiği ifadesinde, mağdurun işyerinin önünde park halinde bulunan motosikletini çaldığı yönündeki şikayeti üzerine mağdur hakkında hırsızlık suçundan soruşturma başlatıldığı, sanığın 24.10.2013 tarihinde verdiği ifadesinde ise, mağdura motosikleti kendi rızasıyla verdiğini, ancak motosikleti gün içerisinde getirmediğinden ilk ifadesinde olduğu gibi beyanda bulunduğunu belirtmesi karşısında; sanığın, hırsızlık suçunu işlemediğini bildiği halde, hakkında bu suçtan soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla mağdura hukuka aykırı bir fiil isnat etmek suretiyle şikayette bulunduğu, bu nedenle yüklenen suçtan mahkumiyeti yerine yeterli olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.12.2019 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE GEREKÇESİ
İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar ve şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği,
Dava konusu olayda ise, sanıktan motosikletini geçici süreyle isteyip alan mağdurun motosikleti iade etmemesi, yani basit güveni kötüye kullanmak suçu işlemesi nedeniyle sanığın şikayetçi olduğu ancak şikayetten vazgeçme nedeniyle KYOK kararı verildiği, sanığın adli kolluk görevlilerine olayı yukarıda belirtilen şekilden kısmen farklı olarak mağdurun motosikleti kendisinin haberi olmadan alıp hırsızladığı biçimde anlatarak şikayetçi olduğu anlaşılmaktadır. Sanık farklı nitelikte olsa da mağdurun işlediği bir suç nedeniyle şikayetçi olmuştur. Suç işlemediğini bildiği bir kişiye iftira atmamıştır. Muhtemelen kendi rızası ile vermesi durumunda mağdurun eyleminin suç oluşturmayabileceğini düşünerek hırsızlık yaptığını söyleyerek hakkını etkin bir biçimde elde edebileceğini amaçlamıştır. Kaldı ki güveni kötüye kullanma suçu ile TCK.nın 141/1 maddesi kapsamında kalan hırsızlık suçunun yaptırımı açısından açık bir farklılık bulunmadığı gibi her ikisi de yüz kızartıcı suç türündendir.
Bu nedenlerle güveni kötüye kullanmak suçunu işleyen mağduru hırsızlık suçunu işlemiştir şeklinde ihbar etmesinde sanığın şikayetinin maddi vakalara dayalı olması nedeniyle iftira kastının bulunmadığı, ve anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden yerel mahkemece beraatine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından onanmasına karar verilmesi düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.19.12.2019