MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın, aynı iddialara ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu, Başbakanlık İletişim Merkezi ve Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesi'ne 14.11.2012 tarihinde ayrı ayrı yazılı olarak başvurarak şikayette bulunması şeklindeki eylemine ilişkin kurulan hükümde, tek suçun oluştuğu ve TCK.nın 43. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.12.2019 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sayın çoğunluğun TCK.nın 43/1. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığına dair bozma sebebine muhalefetimiz söz konusu değil ise de; suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir. Şöyle ki;
İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.
Sanık başka bir suç işlediği iddiasıyla Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/92 esas sayılı dosyasında yargılanmakta iken verdiği 14.11.2012 tarihli dilekçe ile “.... duruşma sırasında dinlenen tanıklara her soru sormak istediğimde “atarım bak seni içeri bir daha çıkamazsın” diyerek beni tehdit ederek, tanıklar sorulmasını istediğim soruların bir kısmını değiştirip sorarak, soruların çoğunu duruşma zaptına yazdırtmayarak, tanık beyanlarını aleyhe olacak şekilde değiştirerek tutanağa yazdırtarak, dinlenen tanıkların duruşma sonunu beklemeden teker teker gitmelerini sağlayarak, tüm bunlar ve neticesinde savunma hakkını engelleyerek, adliye çalışanı müştekilerin avukatı gibi davranarak taraf tutan hakim ... ’in reddini talep ediyorum...” şeklinde yazılı beyanda bulunmuş ve bu dilekçesine aynı tarihte yazdığı Başbakanlık İletişim Merkezi’ne ve HSYK Başkanlığı’na yazdığı aynı içerikteki dilekçe örneklerini de eklemiştir.
Mahkemece dinlenen tanıklardan ..., sanığın duruşmada soru sormak istediğinde hakimin soruların alakasız olduğunu belirterek “senle mi uğraşacağım, tüm avukatları toplamışsın gibi sözler söylediğini, sanığın da hakimden konuyla ilgisi olmayan sorularının tanıklara yöneltilmesini istediğini,
Tanık ..., hatırladığı kadarıyla sanığın kendisine soru sormak istediğinde hakimin sorunun olayla ilgili olmadığını söyleyerek kabul etmediğini,
Konya 9. ASCM’nin 2012/92 esas sayılı dosyasına müşteki olan tanık ... ve vekili de olmak üzere diğer tanıkların özetle duruşmalarda sanığın ileri sürdüğü olayların söz konusu olmadığını beyan etmişlerdir.
CMK.nın 24/1. maddesinde hakimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı reddinin istenebileceği aynı Kanunun 24/2. maddesine göre sanığın red isteminde bulunmaya hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Kanunun 26/2. maddesine göre “red isteminde bulunan, öğrendiği red sebeplerinin tümünü bir defada açıklamak ve süresi içinde olguları ile birlikte ortaya koymakla yükümlüdür.” Bu maddeye göre hakimin tarafsızlığından bahsedilerek reddi yeterli olmayıp, tarafsızlığın dayanağı olan olgular da açıklanmalıdır.
Anayasanın 36. maddesine göre; “Herkes, meşru vazife ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. 74. madde ise vatandaşların dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara başvurma hakkı düzenlenmiştir.
Sanığın hakimin reddi dilekçesi ile Başbakanlık İletişim Merkezi ve HSYK Başkanlığı’na verdiğİ dilekçelerde, kendisini yargılayan hakimin tarafsızlığından şüphe etmesini gerektiren olgular açıklanırken “taraf avukatı gibi davrandığı” iması yapılmış olup bu husus her ne kadar nezaket sınırlarını aşan ve incitici bir ifade biçimi ise de; CMK.nın 24/1 26/2. maddelerindeki düzenlemeler ve bir kısım tanık beyanları dikkate alındığında Anayasanın 36 ve 74. maddesinde düzenlenen anayasal şikayet ve dilekçe verme hakkı kapsamında kaldığı, iftira suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı bu nedenle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir. 19.12.2019