MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan kurulan hükümde; hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Öte yandan kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. AİHM, kamu görevlilerine karşı yapılmış hakaret içerikli ifadelerle ilgili bir başvuruda, başvuruya konu sözlerin, kamuoyunun söz konusu görevlinin performansına duyduğu güveni ortadan kaldırmaya yönelik gerçek bir tehlike meydana getirip getirmediğini incelemektedir.
Tüm bu bilgiler ışığında; olay günü sanığın, müştekilere söylediği kabul edilen ‘‘ Ne var lan ’’ şeklindeki sözlerin, muhatapların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar karar verilmesi,
2- Sanık hakkında Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümde; sanığın görevi yaptırmamak için direnme eylemini birden fazla görevliye karşı işlediği anlaşılmakla, TCK.nun 43/2. maddesi uyarınca, cezasının artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Sanık hakkında kamu görevlisine karşı hakaret suçundan kurulan hükümde; TCK.nın 125/3-a maddesi gereğince gün adli para cezasının alt sınırının 365 gün olduğu gözetilmeden 360 gün olarak belirlenmesi,
4- Sanık hakkında kurulan tüm hükümlerde: suç tarihinde 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 6545 sayılı Yasanın 72. maddesi ile değişik CMK.nun 231. maddesinin 8. maddesinin yürürlükte olmadığı ve sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın mahkumiyet kararı niteliğinde bulunmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 231/6-b madde, fıkra ve bendi uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda oluşan kanaate göre hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, kurulan hükümlerde, “Sanığın daha önce kasıtlı suç işlemiş olması nedeniyle koşulları oluşmadığından” bahisle yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 321. ve 326/son maddeleri gereğince ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 02.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.