Gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma suçundan şüpheliler ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/07/2016 tarihli ve 2016/13906 soruşturma, 2016/30960 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 31/08/2016 tarihli ve 2016/3162 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet Savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, somut olayda müşteki tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayette, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/443 esas sayılı dosyasına şüpheliler tarafından sunulan bilirkişi raporunda, kıymet takdiri işleminde gerekli usullere riayet edilmediği ve bilirkişi olan şüphelilerin 21/07/2014 tarihli raporu hatalı ve kasıtlı olarak gerçeğe aykırı tanzim ettiklerinin belirtildiği, dosya kapsamında bulunan 24/12/2015 tarihli Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesine sunulan bilirkişi raporu ile 21/07/2014 tarihli rapor arasında bahse konu taşınmazın değeri yönünden ciddi farklılıkların bulunması karşısında, bu hususların araştırılarak bilirkişi olan şüphelilerin düzenledikleri rapor nedeniyle kusurlu davranıp davranmadıklarını tespit etmek amacıyla denetime olanak verecek şekilde konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması ve gerekli araştırma yapıldıktan sonra toplanan deliller doğrultusunda olayın açıklığa kavuşturulmasından sonra şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, sadece şüphelilerin ifadesi alınmak suretiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği gözetilerek, itirazın bu yönden kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 14.02.2017 gün ve 346 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2017 gün ve KYB/2017-10996 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müşteki ... ... davalı olduğu Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/443 Esas sayılı dosyasında, 6/97 hissesi davalı ... ... adına kayıtlı, Bursa İli, Yıldırım İlçesi, ... Mah., ... mevkiinde bulunan, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin, mahkemece görevlendirilen bilirkişiler tarafından tanzim olunan 13.10.2014 tarihli raporda, m2 birim fiyatının 300,000 TL olduğu ve davalı hissesine düşen miktarın da 276,882 TL olduğunun tespit edildiği, bu hali ile tapudaki satış bedeli ile gerçek bedeli arasında, önemli fark bulunduğundan davalı adına olan kayıtların iptaline karar verildiği, aynı taşınmaza ilişkin Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/826 Esas sayılı dosyasında, mahkemece görevlendiren bilirkişiler tarafından tanzim olunan 20.10.2015 tarihli raporda m2 birim fiyatının 171,89 TL olduğu ve aynı hisseye düşen miktarın 158.644,55 TL olduğunun belirtildiği,müştekinin bu karara istinaden gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma suçundan dolayı raporu tanzim eden bilirkişiler hakkında şikayetçi olduğu, Bursa Cumhuriyet Savcılığı'nın 31.05.2015 tarih, 2015/16201 Soruşturma ve 2015/24553 karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,itirazın merci tarafından reddedilerek kesinleştiği anlaşılmıştır .
Ceza Muhakemeleri Kanununda;
“Madde 160 - (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 - (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 - (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 - (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18.06.2014-6545 S.K./71. md) Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25.05.2005-5353 S.K./26.mad) Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz." şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Somut olayda, aynı taşınmaza ilişkin düzenlenen bilirkişi raporları arasındaki açık farkın neden kaynaklandığı araştırılıp başka bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken bu yolda bir araştırma yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yönelik itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, Bursa 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 31.08.2016 gün, 2016/3162 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine, 28.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.