İftira suçundan suça sürüklenen çocuk ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 267/1, 43/1, 31/3, 62/1, 50/1, 50/3 ve 52/2. maddeleri uyarınca 5.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ADANA 3. Çocuk Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2016/381 esas, 2017/62 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, aynı suça sürüklenen çocuk hakkında aynı eylem nedeniyle aynı Mahkemenin 19/04/2016 tarihli ve 2016/76 esas, 2016/358 sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderildiği 06/05/2016 tarihli temyiz formundan anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde yer alan “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, davanın reddine karar verilir.” hükmü gereğince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 19.09.2017 gün ve 6368 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2017 gün ve KYB/2017-53845 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İlgisi nedeniyle Dairemizin 2018/5774 Esas sayılı dosyası ile birlikte yapılan incelemede;
Kanun yararına bozma isteminde CMK.nun 223/7. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; dosya kapsamına göre mahkemenin eylemin ayrı bir suç oluşturduğuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiş, ancak; mahkemenin TCK.nun 43. maddesinin uygulanmasına esas aldığı 19.04.2016 tarih, 2016/76-358 esas- karar sayılı dosyasına konu olayda; ihbar üzerine devriye görevi yapan polis memurlarınca suça sürüklenen çocuğun yanına gidildiğinde kendisinden kimlik istenilmesi üzerine, suça sürüklenen çocuğun katılana ait nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ancak; memurların şüphelenip tekrar sorması üzerine suça sürüklenen çocuğun gerçek adını söylediği, akabinde düzenlenen tutanakların da gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği; suça sürüklenen çocuk hakkındaki bütün adli işlemlerin gerçek kimlik bilgileriyle yapıldığı, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği ve 5237 sayılı TCK.nun 268. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. madde ve fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu anlaşılmakla; diğer eylemin kabahat olması karşısında TCK.nun 43. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı gözetilmeden sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, Adana 3. Çocuk Mahkemesi'nin 02.02.2017 tarih ve 2016/381 esas, 2017/62 karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükümdeki diğer hususların aynen korunmasına, ancak; TCK'nun 43/1. maddenin uygulanması ve mahsuba ilişkin 2 ve 7. fıkraların hükümden çıkarılmasına, TCK.nun 31/3, 62, 50/1-3 ve 52/1-2. maddeleri uygulanarak belirlenen 5000 TL adli para cezasının 4000 TL adli para cezasına indirilmesine, infazın bu şekilde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 25.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.