İhbarname No : KYB - 2017/43548
Kamu malına zarar verme suçundan sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152/1-a, 32/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 32/2. maddesinin son cümlesi uyarınca mahkum olunan ceza süresi aynı olmak koşuluyla tamamını koruma ve tedavi amaçlı olarak akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak hükmedilmesine, anılan Kanun'un 53/2. maddesi uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı Kanun'un 53/1-b maddesinde geçen seçme ve seçilme ehliyetleri hariç olmak üzere öngörülen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına dair İZMİR 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2016 tarihli ve 2016/239 esas, 2016/755 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre;
1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 32/2. maddesi kapsamında kısmi akıl hastalığı bulunan sanığa zorunlu müdafii tayininin gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Sanığın 08.04.2013 tarihinde işlediği başka suçtan dolayı İzmir 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/449 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamasında 5237 sayılı Kanun’un 32/1. maddesi kapsamında olduğunun belirlenmesi nedeniyle, sanık hakkında anılan Kanun'un 32/1. maddesi uyarınca akıl hastalığı nedeniyle ceza tayinine yer olmadığına dair karar verilmesine rağmen, yargılama konusu suçtan dolayı alınan raporunda ise, 5237 sayılı Kanun’un 32/2. maddesi kapsamında olduğunun bildirilmesi karşısında, hükümlünün cezai ehliyetine sahip olup olmadığının kesin olarak saptanması için Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan rapor alınarak karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
3- Sanık hakkındaki mahkum olunan hapis cezasının kısmen veya tamemen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanmasına ilişkin kararın esasen infaz sürecinde alınması gereken kararlardan olduğu, tedavinin şekli, şartları ve süresinin tıbben gerekli görülen ölçüde belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu, bu hususun hekim kararı dışında kanun veya mahkeme tarafından belirlenmesine hukuken veya fiilen imkan bulunmadığı, ancak düzenlenen kurul raporu üzerine, hapis cezasının kısmen veya tamemen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak infaz edilmesine karar verilebileceği, karara dayanak alınan Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 04.11.2016 tarih ve 6179 sayılı sağlık kurulu raporunun ise, bu yönde bir tıbbi tespit ve kanaat içermediği görülmeksizin, yazılı biçimde, hapis cezasının tamamen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanmasına karar verilmesinde,
4- Hapis cezası 5237 sayılı Kanun'un 32/2 ve 57/6. maddeleri uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine dönüştürülen sanığın, anılan Kanun'un 53/1. maddesinde yazılı haklarından yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
İsabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10.07.2017 gün ve 4970 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2017 gün ve KYB/2017-43548 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- 5237 sayılı TCK.nun 32/2. maddesi kapsamında akıl hastası olduğu mahkemece kabul edilen sanığın savunmalarının 5271 sayılı CMK.nun 150/2. maddesince zorunlu müdafii eşliğinde alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
2- Sanık hakkında bir başka suç nedeniyle İzmir 16. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/449 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada sanığın TCK.nun 32/1. maddesi kapsamında akıl hastası olduğu belirlenerek ceza verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuş olmasına karşın inceleme konusu dosyada alınan raporda “bipolar bozukluk” tanısı ile TCK.nun 32/2. maddesinden yararlanacağı belirtilmiş olmakla; sanığın olay tarihinde işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olup olmadığına dair, TCK.nun 32/1 ve 32/2. maddeleri kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılıp, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında 5237 sayılı TC.nun 32/2. maddesindeki “ceza altıda birinden az olmamak üzere indirilebileceği gibi mahkum olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabileceği”, aynı Kanun'un 57/6. maddesindeki “işlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkum olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, mahkeme kararı ile akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanabilir” şeklindeki düzenlemeler karşısında hükme dayanak yapılan Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 04.11.2016 tarihli raporunda bu yönde bir kanaat bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
4- Sanığın akli rahatsızlığı nedeni ile davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olması nedeni ile tayin olunan cezanın süresi aynı olmak koşulu ile bu cezanın 5237 sayılı TCK.nun 32/2. maddesinin son cümlesi ve aynı kanunun 57. maddeleri uyarınca tamamen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine çevirmek suretiyle infazına çevrilmiş olmakla hakkında TCK.nun 53. maddesinde sayılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2016 tarihli 2016/239 esas 2016/755 sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.