MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hakkı olmayan yere tecavüz
HÜKÜM: Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Ceza Genel Kurulu'nun 2006/44, 2006/54 sayılı kararında da belirtildiği gibi gerek öğretide gerekse yerleşmiş yargısal kararlarda, yeni yürürlüğe giren yargılama kurallarına ilişkin değişikliklerin, yapılacak yargılama işlemlerinde derhal uygulanması ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke usule ilişkin yeni yasanın eskisinden daha yeterli ve daha yararlı olduğu ön kabulüne ve ülkede aynı anda birden çok yargılama yasasının geçerli olmaması ilkesine, yasaların yürürlükte kalış süreleri içerisinde, düzenledikleri alanlarda uygulanacağı görüşüne dayanmaktadır. Açıklanan ilkenin istisnası da ancak yeni yürürlüğe konulan yasada geçici maddelerle yapılan düzenlemeler ile ayrık tutulan hallerde ortaya çıkmaktadır.
Derhal uygulanırlık ilkesinin doğal sonucu olarak, usul işlemleri, yapıldığı sırada yürürlükte bulunan yargılama yasası hükümlerine tâbi olacak ve ceza yargılaması sırasında, yasada değişiklik olduğunda yeni yasa hemen uygulanacak, ancak, bu durum, önceki yasanın yürürlükte bulunduğu dönemde, o yasaya uygun biçimde yapılmış işlemlerin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı gibi yenilenmesini de gerektirmeyecektir.
Bu ilkenin sonucu olarak;
1- Usul işlemleri mutlaka yürürlükteki yasaya göre yapılacaktır.
2- Yürürlükteki yasaya göre yapılmış işlemler, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle geçerliliğini yitirmeyecektir.
3- Yeni yasanın yürürlüğünden sonra yapılması gereken usul işlemleri yeni yasaya tâbi olacaktır.
4- Yeni yasanın uygulanmasında, sanığın leh veya aleyhinde sonuç doğurmasına bakılmayacaktır.
Açıklanan bu ilke doğrultusunda, uzlaşma konusundaki yasal düzenlemeler incelendiğinde; 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren ve 5560 sayılı Yasa ile değiştirilen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253. maddesi 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değiştirilmiş ve uzlaştırma kapsamına giren suçların kapsamı genişletilmiş ve yöntemi de kısmen değiştirilmiştir. Soruşturma safhasında yürürlükteki CMK.nun 253 ve devamı hükümlerine göre usulüne uygun olarak uzlaşma girişiminde bulunulduğundan tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Bozmaya uyularak; yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Bozmadan önce verilen 04.10.2012 tarihli hükümde sanığa hapisten çevrilerek verilen adli para cezalarının, TCK.nun 52/4. maddesi gereğince 15 taksitte tahsiline karar verildiği ve hüküm yalnız sanık müdafii tarafından temyiz edildiği halde bozma sonrası verilen kararda, taksit sayısının 10 olarak belirlenmesi suretiyle CMUK.nun 326/son maddesinde yer alan kazanılmış hak kuralının ihlal edilmesi,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerin taksitlendirmeye ilişkin bölümlerinden "10" ibaresi çıkarılarak yerine "15" ibaresinin yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.05.2018 günü oybirliğiyle karar verildi.