İftira suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 267/1, 269/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.200,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair BAKIRKÖY 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2014 tarihli ve 2014/143 esas, 2014/248 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun iftira başlığı altındaki 267/1. maddesinde “Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmünü haiz olup “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” başlığını taşıyan 206. maddesinde ise “Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” biçiminde olup, maddede resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip kamu görevlisine yalan bildirimde bulunulmasının cezalandırıldığı, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22.03.2012 tarihli, 2011/5131 esas, 2012/4092 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği beyan zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmamasının şart olduğu, aksi halde yani kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse; kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suçun oluşmayacağı, keza 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun kimlik bildirmeme başlığı altındaki 40. maddesinde "(1) Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.(2) Açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet Savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usulü bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu
hükümleri uygulanır. (3) Kişinin kimliğinin belirlenmesi durumunda, bu nedenle gözaltına alınma veya tutuklanma haline derhal son verilir." hükmüne göre, hükme esas alınan ve resmî görevlilerce tanzim edilen 12.02.2014 tarihli tutanağın 5326 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebileceği nazara alınmaksızın sanığın yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 15.03.2017 gün ve 1031 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.03.2017 gün ve KYB/2017-18020 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İhbar üzerine devriye görevi yapan polis memurlarınca hükümlünün yanına gidildiğinde hükümlüden kimlik istenilmesi üzerine, hükümlünün nüfus cüzdanının üzerinde olmadığını beyan edip, kendisini akrabası İsmail Uykusever olarak tanıttığı ve bir kağıda yazılı vaziyette bu şahsın kimlik bilgilerini ibraz ettiği, ancak; memurlar tarafından etraftaki esnaflardan hükümlünün gerçek adının ... olduğunun öğrenildiği ve kaba üst araması sonucunda da hükümlüye ait gerçek nüfus cüzdanının elde edildiği, akabinde düzenlenen tutanakların da hükümlünün gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği olayda; hakkındaki bütün adli işlemlerin gerçek kimlik bilgileriyle yapıldığı, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nun 268. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. madde ve fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.06.2014 tarih, 2014/143 esas ve 2014/248 karar sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükümlünün eylemine uyan 5326 sayılı Yasanın 40/1. maddesi uyarınca 91 TL İDARİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, infazın bu şekilde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 11.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy