Hırsızlık ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarından sanık ...'ın beraatine, mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 62 ile 52/2-3. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına dair Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2014/427 esas, 2015/646 sayılı kararının temyiz edilmeden kesinleşmesini müteakip infazı aşamasında, infaz savcılığı tarafından yapılan 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle infazın durdurulması talebinin reddine ilişkin Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.05.2017 tarihli ve 2014/427 esas, 2015/646 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre,
1- Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2014/427 esas, 2015/646 sayılı kararı yönünden;
1- Sanık hakkında mala zarar verme suçundan yapılan yargılama sırasında, sanığın 04.12.2014 tarihli oturumda hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul ettiği, 03.12.2015 tarihli zirai bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda suça konu katılanın ceviz ağaç dallarının kesilmesinden dolayı 18,00 Türk Lirası zararının olduğunun belirtildiği, söz konusu bilirkişi raporunun mahkemeye ibraz edilmesini müteakip raporda belirtilen zararın giderilmesi hususunda sanığa bir süre verilmediği gibi özellikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için zararın giderilmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir uyarının da yapılmadığı, sanığın dosya içerisinde bulunan adli sicil kaydında herhangi bir sabıkasının bulunmadığı, günün ekonomik koşullarına göre zarar miktarı olan 18,00 Türk Lirasının ödenebilecek bir miktar olduğu, bu nedenle sanığa zarar miktarı olan 18,00 Türk Lirasının ödenmesi hususunda uyarıda bulunularak gerekli sürenin verilmesinden sonra karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- Sanığın üzerine atılı hırsızlık ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarından beraat etmesi karşısında, Fen Bilirkişisi için 200,00 Türk Lirası bilirkişi ücretinin hazine üzerinde bırakılması gerekirken yargılama giderlerine katılarak sanıktan tahsiline karar verilmesinde,
2- Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.05.2017 tarihli ve 2014/427 esas, 2015/646 sayılı ek kararı yönünden;
Sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunun, 5237 sayılı Kanun’un 168/1. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerine tabi olduğu, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 3. fıkrasında “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez” şeklinde düzenlenen “...etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar...” kısmının madde metninden çıkarılarak, etkin pişmanlık hükümlerine tabi suçların da uzlaştırma kapsamına alındığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle; hükmün infazının durdurularak, 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için yargılama dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.10.2017 gün ve 9462 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2017 gün ve KYB/2017-59000 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
I- (1) no'lu bozma isteminin incelenmesinde;
1- Dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda zarar miktarının 18 TL olduğu, hükümlünün sabıkasız olduğu ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini de kabul ettiği anlaşılmakla; bilirkişi raporunun ibrazı ile hükümlünün zarar miktarını öğrenmesi nedeniyle zararın giderilmesi için hükümlüye makul bir süre verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla zararın giderilmediğinden bahisle hükümlü hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2- Hükümlünün hırsızlık ve hakkı olmayan yere tecavüz etme suçlarından beraat etmesi nedeniyle fen bilirkişisi ücretinin hükümlüden tahsil edilemeyeceğinin gözetilmemesi,
II- (2) no'lu bozma istemine gelince;
Ceza Genel Kurulu’nun 2007/4-200 esas ve 2007/219 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere 5271 sayılı CMK.nun 253-255 maddelerinde düzenlenen uzlaşma kurumu uygulama yöntemini düzenlemesi ve anılan yasada yer alması nedeniyle usul hukuku kurumu olması dolayısıyla derhal yürürlük ilkesine tabi ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanmasında zorunluluk bulunmaktadır.
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile 5271 sayılı CMK.nun 253.maddesinde değişiklik yapılmış ve uzlaştırmanın etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar bakımından da uygulanabilir hale getirilmiştir.
CMK.nun 254. maddesine göre de “kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usule göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir”.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.12.2015 tarihli kararının kesinleşmesinden sonra 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile CMK.nun 253. maddesinde yapılan değişiklikle, uzlaşmanın etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar bakımından da uygulanabilir hale geldiği, bunun sonucu olarak hüküm tarihinden önce etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasından dolayı uzlaştırma kurumu uygulanabilen suçlar kapsamında bulunmayan basit mala zarar verme (TCK m.151) suçunun 02.12.2016 tarihi itibariyle uzlaştırma hükümlerinin uygulanması mümkün suçlar kapsamına alındığı ve kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle, 5271 sayılı Kanunun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için yargılama dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden; Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.12.2015 tarih, 2014/427 esas ve 2015/646 karar ile 22.05.2017 gün ve 2014/427 esas, 2015/646 ek karar sayılı kararlarının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 25.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.