Mala zarar verme suçundan suça sürüklenen çocuk ...’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1, 31/2 ve 62. maddeleri gereğince 50 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 3. Çocuk Mahkemesinin 26/05/2011 tarihli ve 2010/712 esas, 2011/247 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Kanun'un 151/1, 31/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İSTANBUL 3. Çocuk Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2015/313 esas, 2015/567 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Suç tarihinin 30.05.2009 olduğu ve yargılama konusu mala zarar verme suçunun 5237 sayılı Kanunu'nun 66/1-e, 66/2 ve 67/2. maddelerinde öngörülen 4 yıllık asli ve 6 yıllık kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen 26.05.2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz edilmeksizin 27.06.2011 tarihinde kesinleşmesi ile 3 yıllık denetim süresinin başladığı ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8. maddesinin son cümlesi gereği dava zamanaşımının durduğu, ancak suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde 01.08.2011 tarihinde yeni bir kasıtlı suç işlediği ve bu suça ilişkin mahkumiyet hükmünün de kesinleşmiş olmasına nazaran önceki hükmün açıklanması gerekeceği, buna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile duran zamanaşımının denetim süresinde işlenen yeni suç tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı cihetle, suça sürüklenen çocuk hakkındaki dava zamanaşımının durma ve yeniden başlama süreleri dikkate alındığında zamanaşımını kesen en son işlem olan suça sürüklenen çocuğun savunmasının alındığı 28.10.2010 tarihi ile hükmün açıklanma tarihi olan 08.10.2015 itibari ile dava zamanaşımının dolmuş olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 31.10.2017 gün ve 14283 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2017 gün ve KYB/2017-61868 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
CMK.nun 231/8 maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde denetim süresi içerisinde dava zamanaşımının duracağı belirtilmiş olup, incelemeye konu dosyada suç tarihi itibariyle 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 151/1. maddesinde tanımlanan suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasa'nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddelerine göre hesaplanan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair 26.05.2011 tarihli kararın kesinleştiği 27.06.2011 tarihinde duran ancak deneme devresinde ikinci suçun işlendiği 01.08.2011 tarihinde tekrar işlemeye başlayan 6 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine durma süresi de eklendiğinde, suçun işlendiği 30.05.2009 gününden karar tarihine kadar zamanaşımımın gerçekleştiği gözetilmeden düşme kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, İstanbul 3. Çocuk Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün ve 2015/313 esas, 2015/567 karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle TCK.nun 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddeleri ile CMK.nun 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine, hükmedilen cezanın infaz edilmemesine, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine, 24.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.