MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, kasten yaralama
HÜKÜM : Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafiinin, meşru müdafaaya yönelik ve yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle hükmün oyçokluğuyla ONANMASINA,
2- Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazının reddine, ancak;
Sanığın zarar verdiği aracın suç tarihinde kayınbabasına ait olduğunun ileri sürülmesi karşısında, bu hususa ilişkin nüfus kayıtları temin edildikten sonra 5237 sayılı TCK.nun 167/1...b maddesinde şahsi cezasızlık sebebi olarak öngörülen “üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz” hükmü gereği sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nun 223/4...b maddesi gereği ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi;
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesi sonrasında sayın çoğunlukça verilen onama kararına aşağıda yazılan gerekçe ile katılmamaktayım. Şöyle ki; "karşılıklı yaralanma ile sonuçlanan olayda sanığın da yaralandığının anlaşılması karşısında ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.10.2002 tarih, 2002/4.-258 E. 2002/367 K. sayılı kararında ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK.nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği halde, bu hususun karar yerinde tartışılmaması gerekçesiyle hükmün bozulması" düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 26.04.2018
Full & Egal Universal Law Academy