MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli mala zarar verme, kasten yaralama
HÜKÜM: - Sanık ... hakkında nitelikli mala zarar verme suçundan beraat
- Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Katılan idare vekilinin sanık ... hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyizinde:
Mahkemece kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle sanık hakkında verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan katılan idare vekilinin suçun sabit olduğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık ...'ın yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyizine gelince;
Görevi yaptırmamak için direnme suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bunun dışında, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunulması durumunda görevli memurların, bireysel özgürlüğü ve beden bütünlüğünü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Kamu görevlisinin kendisine verilen görevi yerine getirmesini engellenmesine karşı yasal düzenlemeyle görevli memura yönelik koruma sağlamaktadır. TCK cebir terimi maddi ve manevi zorlamayı içermektedir. Maddi cebir yaralama suçu oluşturacak şekilde bir şiddet içerdiği, şiddetin de bireye yönelik fiziksel güç kullanılması olarak tanımlandığı kabul edilmektedir. TCK.nun 265/1. maddesinde tanımlanan cebir öğesi, görevini yerine getirmeye çalışan kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında olmalıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder. Bu açıklamalar çerçevesinde; sanığın, soruşturma nedeniyle emniyette bulunan arkadaşını görmek için gittiği karakolda görüşmelerine izin verilmediğinden çıkmak istememesi üzerine ittirilerek çıkarılmak istenmesi sırasında, kapıda bekleyen polis memurunun silahına yapışıp çekmesi sonucu katılan ...'ın merdivenlerden düşmesine neden olarak doktor raporu ile sabit olan basit tıbbi müdahale ile giderilebilir yaralaması olayında, cebir kullanarak görevi yaptırmama için direnme suçunun unsurlarının oluştuğu gözetilmeden, kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 ve 326. maddeleri gereğince BOZULMASINA, 16.05.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında açılan kamu davasının yerel mahkemece yapılan yargılaması sonunda TCK.nun 86/2, 29, 62 maddeleri gereğince mahkumiyetine dair kararın bozulması yönünde sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki sebeplerle katılma olanağı olmamıştır.
TCK.nun 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2002 tarih ve 4-279/406, 09.07.2002 tarih ve 4-158/289 sayılı kararları ile bir çok kararda vurgulandığı üzere kamu görevlisine yapmış olduğu kamu görevini engellemek amacıyla cebir, şiddet ve tehdit kullanılmasıdır. Failin amacı yerine getirilmekte olan kamu görevine engel olmaktır. Bu suç ile korunan hukuki yarar kamu idaresi organlarının görevlerini herhangi bir engelleme ile karşılaşmadan yapmasını sağlamak suretiyle kamu idaresinde sürekliliği güvence altına almaktır.
Suçun konusu ve maddi unsuru, kamu görevlisinin ifa ettiği görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit kullanılmasıdır.
Failin amacının, kamu görevlisi tarafından yerine getirtilmekte olan kamu görevinin yerine getirilmesine yönelik olmalıdır. Başka bir nedenle görevliye karşı şiddet kullanmak ve tehdit edilmesi durumunda direnme suçundan söz edilemeyecektir. Nitekim, 765 sayılı TCK.nun yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 02.07.2003 tarih ve 23949/7082 sayılı kararında “görevliye direnmeksizin tartışma sırasında yakınına yumruk vurma olarak kabul edilen sanığın eyleminin TCK.nun 456/4, 271/1 maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 258/1. maddesi ile hüküm kurulması yasaya aykırıdır.” 08.10.2003 tarih 23742/9088 sayılı kararında da “karakolda sövmesi üzerine kendisini uyaran polis memurlarını “beni niye buraya getirdiniz, bunun hesabını sizden soracağım” diyerek tehdit etmesi eyleminin TCK.nun 191/son, 273 maddesine uyduğu gözetilmeden, 258/1-3. maddesi ile hüküm kurulması yasaya aykırıdır.” denilmek suretiyle görevin yerine getirilmesine yönelik olmayan fiillerin anılan suçu oluşturmayacağına karar verilmiştir.
TCK.nun 265. maddesindeki suçun oluşumu için öncelikle ifa edilmekte olan bir görev olmalı, cebir ve tehdinin, kamu görevlisinin görevini yapmasının engellemek amacıyla gerçekleştirilmesi gereklidir. Yerine getirilmekte olan görev sona ermiş ise bundan sonraki cebir ve tehdit TCK.nun 265. maddesindeki suçu oluşturmayacaktır. Bu halde görevden doğan kasten yaralama veya tehdit suçları işlenmiş olacaktır.
2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununda polisin görevleri ve yerine getirme şekilleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 2559 sayılı Kanunun 3/B maddesi “işlenmiş bir suç hakkında Ceza Muhakemeleri usulü Kanunu ile diğer kanunlardan yazılı görevleri yapmak” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; sanığın, hakkında tüm suçlardan beraat kararı verilen sanık ... ve tanık olarak beyanına başvurulan ... isimli arkadaşlarıyla bir suç soruşturması nedeniyle gözaltına alınan ... isimli arkadaşlarını ziyaret amacıyla geceleyin saat 03:30 sıralarında ...’ne gittikleri, ... girişinde çevre koruma görevini yapmakta olan katılan ...’ın içeride bulunan polislerle görüşmelerini söylemesi üzerine sanık ve arkadaşlarının içeri girdikleri, ... içindeki polis memurlarının, görüşme olanakları olmadığını söyleyerek sanık ve arkadaşlarını ittirerek dışarı çıkardıkları bu esnada sanığın çevre koruma nöbetini ifa eden katılanla itişip kakıştığı ve tüfeğine sarıldığı ve birlikte yere düştükleri, katılan çevre korumu nöbetçisi ...’in basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı olayın oluş şekli ve katılanın görevi gözönüne alındığında TCK.nun 265. maddesi kapsamında yerine getirilmekte olan bir kamu görevinin yapılmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit kullanımı söz konusu olmadığından mahkemenin kabulü doğru ve isabetli olup yerel mahkeme kararının tebliğnamedeki düşünce doğrultusunda onanması gerekmektedir.
Bu itibarla, yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 16.05.2018