İhbarname No: KYB - 2017/6697
Muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.05.2016 tarihli ve 2015/5069 soruşturma, 2016/42354 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İSTANBUL ANADOLU 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27.05.2016 tarihli ve 2016/2800 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2014/10836 esasına kayden yürütülen icra takibi sırasında 30.05.2014 tarihinde haczedilerek yediemin sıfatıyla şüpheliye teslim edilen malların, 12.12.2014 tarihinde muhafazası için gidildiğinde haciz mahallinde bulunmadığının tespiti üzerine şüpheliye gönderilen ihtaratlı çağrıya karşın mahcuz malların teslim edilmemesinden ibaret somut olayda; şikayete konu hacizli malların başka bir borç nedeniyle İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün 2014/9915 sayılı icra takibine istinaden haczedilerek yediemin sıfatıyla ... isimli şahsa teslim edildiği cihetle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; dosya içerisinde bulunan anılan icra dairesinin 2014/9915 sayılı dosyasına ilişkin 04.06.2014 tarihli haciz-muhafaza altına alma tutanağından işbu icra takibi sırasında haczedilen malların nelerden ibaret olduğunun anlaşılmadığı, 2014/9915 sayılı icra dosyasına ilişkin kıymet takdir raporunda mahcuz malların 4 adet makine olarak belirtildiği, ancak şikayete konu mahcuz malların 30.05.2014 tarihli haciz tutanağından da anlaşılacağı üzere 6 kalem olarak yeraldığı cihetle; İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün 2014/9915 sayılı takip dosyasındaki haciz tutanağının getirtilmesi ile haciz işlemini yapan icra müdürlüğü görevlilerin ve kıymet takdirinde görev alan bilirkişilerin de beyanları alınmak suretiyle, soruşturma konusu haczedilen malların başka bir borç nedeniyle haczedilip haczedilmediğinin tespiti yapılmaksızın eksik soruşturma ile verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26.01.2017 gün ve 15114 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2017 gün ve KYB/2017-6697 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi vekilinin, şikayetçinin alacağı nedeniyle İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğü'nün 2014/10836 sayılı dosyası ile yapılan icra takibi sonucunda 30.05.2014 tarihinde borçlu şirket adresinde haczedilen malların şüpheliye yediemin olarak teslim edildiği, mahcuzların muhafazası için 12.12.2014 tarihinde adrese gidildiğinde mahcuzların yerinde olmadığının tespiti ile yaptığı şikayet üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.05.2016 günlü kararda suça konu mahcuzların İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesi'nin 2014/9915 sayılı dosyasında, başka bir alacaklının yapmış olduğu icra takibi nedeniyle haczedilerek ... adresinde ...'a yediemin olarak teslim edildiği, mahcuz malların halen bu yedieminde olduğunun, bu nedenle şüphelinin üzerine atılı suçu işlemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve verilen bu karara karşı yapılan itirazın, mercii tarafından reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ceza Muhakemeleri Kanununda;
“Madde 160 - (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 - (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 - (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 - (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. Md) sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz." şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Soruşturmaya konu olayda; şüphelinin savunması doğrultusunda getirtilen İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesi'nin 2014/9915 sayılı dosyasına esas 04.06.2014 tarihli haciz tutanağında mahcuz malların neler olduğunun anlaşılamadığı ancak bu mallara ilişkin aldırılan 24.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda malların dört kalem ve soruşturma konusu mahcuzlardan farklı özellikte olduklarının, soruşturma konusu mahcuzların ise altı kalem olarak belirtilmiş olması karşısında, şüpheli hakkında TCK.nun 289/1 madde ve fıkrasında yer alan muhafaza görevinin kötüye kullanılması suçundan kovuşturma yapılması için yeterli delil bulunduğu gözetilmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla; yasanın öngördüğü şekilde kovuşturma yapılmasının sağlanması için itiraz merciince itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27.05.2016 gün, 2016/2800 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine, 29.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.