MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Eziyet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Bozmaya uyularak, yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafinin, sübuta ve eksik incelemeye yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün ONANMASINA, 01.11.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(K.D)
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda eziyet suçundan TCK.nun 96/1-2b maddesi gereğince dört yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararın onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.
Van Cumhuriyet Başsavcılığının 20.07.2010 tarihli iddianamesiyle sanığın resmi nikahlı eşi olan şikayetçiyi sürekli dövdüğü, koluna jilet attığı, vücuduna cam batırdığı, saçından sürükleyerek dışarı attığı 16.12.2009 günü de tekme ve yumruk vurmak suretiyle BTM. ile giderebilecek şekilde kasten yaraladığı, saçından tutup yerde sürüklediği, hakaret ettiği ve tehditlerde bulunduğu iddiasıyla eziyet, hakaret ve tehdit suçlarından TCK.nun 96/1-2b maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
./..
S/2
Şikayetçi Perihan Yaşar kolluktaki 16.12.2009 tarihli ifadesinde özetle, bir buçuk yıl önce sanıkla tanıştığını ve sonrasında evlendiklerini, evliliğin üçüncü gününden itibaren kendisini dövmeye başladığını, koluna jilet attığını, 16.12.2009 günü de kafa ve gözüne yumrukla vurduğunu ve dışarı attığını,
Şikayetçi 23.03.2010 tarihli kolluk ifadesinde de, eşi olan sanığın kendisine sürekli şiddet uyguladığını, hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, 23.03.2010 günü de kendisine tekme tokat saldırdığını, darbenin etkisiyle burnunun kırıldığını, yerlerde sürüklendiğini, sinkaflı sözlerle hakaret ve ölümle tehdit ettiğini, boşanmak için Van Aile Mahkemesine boşanma davası açtığını,
Kovuşturma evresinde 31.03.2011 tarihli beyanında ise, önceki ifadelerinden farklı olarak sanığın, fiili nedeniyle dişinin kırıldığını, bıçak darbeleri ile yaralandığını, iki tarafında aşiret olduğunu beyanla şikayetçi olmuş, delil olarak iddianame ve önceki beyanlarında yer almayan kırık diş ve kan izi bulunan bez parçasını sunmuş 18.01.2013 tarihli dilekçe ile de şikayetinden vazgeçtiğini belirtmiştir,
Sanık, kolluktaki 03.04.2010 tarihli ifadesinde 23.03.2010 tarihinde İstanbul ilinde bulunduğunu, eşi olan şikayetçi ile hiç karşılaşmadığını, evden ayrılan şikayetçinin cep telefonları, altın ve paraları götürdüğünü, şikayetçinin anne ve kardeşlerinin de şikayetçinin bu fiillerine yardım ettiklerini beyan etmiş,
Kovuşturma evresinde, şikayetçinin psikolojik sorunları olduğunu, tedavi gördüğünü ve bu rahatsızlığının devam ettiğini, kendisine zarar verdiğini beyanla suçlamaları reddetmiştir,
Mahkemece "Sanığın evlilikleri süresince mağdura şiddet uyguladığı insanlık onuru ile bağdaşmayan bedensel ve ruhsal yönden acı çekmesine yol açacak davranışta bulunduğu (yaralama, hakaret, tehdit nitelikli) ve bu davranışları süreklililik arzettiği hususunun; müşteki beyanları, tanıklar ... ve ...'in beyanları ile Aile Mahkemesinde dinlenilmiş olan ...'ın beyanına ayrıca aile mahkemesinde Pedagog Ertekin Koç tarafından düzenlenen rapor ve diğer hastane raporları ile müştekinin sunmuş olduğu kırık diş ve kanlı bez parçası dikkate alındığında doğrulandığı," şeklindeki gerekçe ile mahkumiyet hükmü tesis etmiştir.
Şikayetçinin 16.12.2009 tarihli başvurusu ile ilgili olarak düzenlenen adli muayene raporunda "... Sol göz kapağında ekimoz, sağ göz altında morluk, sol frontalde şişlik.." bulgularına yer verilmiştir.
Şikayetçinin 23.03.2010 tarihli başvurusu sonrası düzenlenen 30.06.2010 tarihli Adli Tıp Raporu ile diğer raporlara göre herhangi bir nazal fraktüre rastlanılmadığı, ağrı şikayetlerinden söz edildiği yaralamaya ilişkin bir bulguya yer verilmediği görülmüştür.
Van Aile Mahkemesinin 2009/701 esas sayılı dosyasına ait karar örneğine göre de 18.12.2008 tarihinde boşanma davasının açıldığı anlaşılmıştır.
28.03.2010 tarihli kolluk tutanağındaki bilgilere nazaran sanığın İstanbul ilinde bulunduğu,
./..
S/3
Kolluğun 22.03.2011 tarihli araştırma tutanağında da şikayetçinin annesi ... ve kardeşi ... ile birlikte ikamet ettiği tespitlerine yer verilmiştir.
Van Aile Mahkemesinin 2009/701 esas sayılı dosyasına sunulan 03.05.2012 havale tarihli dosyada onaysız sureti bulunan pedagog bilirkişi tarafından düzenlenen değerlendirme raporunda 17.04.2012 tarihinde yapılan görüşme esnasında şikayetçinin sol kol bileği çevresinde kesi izlerinin bulunduğu ve beyana göre de şikayetçinin iki kez evden kaçarak polise sığındığı bilgilerine yer verilmiştir,
Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi sonunda;
1- CMK.nun 217/1. maddesi uyarınca karar ancak duruşmaya getirilen ve tartışılan delillere dayandırılabilecektir.
Ancak mahkemece, aile mahkemesinde tanık olarak dinlenilen ...'ın beyanı ile aile mahkemesine sunulan pedagog raporları duruşmada dinlenilmeden ve tartışılmadan hükme esas alınmak suretiyle uyulması zorunlu CMK.nun 217/1. maddesine aykırı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanık kolluktaki savunmasında, 23.03.2010 tarihinde meydana geldiği iddia olunan olay tarihinde İstanbul ilinde bulunduğunu, kollukça düzenlenen 28.03.2010 günlü tutanakta da aynı tespitlere yer verilmiş olması karşısında olay günü sanığın Van ilinde bulunup bulunmadığının sanığa ait GSM. hattına ait HTS. raporu istenilerek veya başka yöntemlerle araştırılmadan eksik soruşturma ile hüküm kurulması,
3- Sanığın kovuşturma aşamasındaki savunmasında eşi olan şikayetçinin psikolojik tedavi gördüğünü, bu rahatsızlığının devam ettiğini, kendisine zarar verdiğini savunması ve aile mahkemesine sunulan pedagog bilirkişi raporunda şikayetçinin annesi ve kardeşi ile ayrı konutta kaldığı dönemdeki 17.04.2012 tarihinde kolunda kesi izlerinin bulunduğunun belirlenmesi karşısında savunmanın ve aynı zamanda şikayetçinin beyanlarının doğruluğu açısından şikayetçinin tedavi görüp görmediği, hangi sağlık birimlerinde tedavi gördüğü varsa tedavi belgelerinin istenilmeden eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulması, yasaya aykırıdır.
4- Mahkumiyet hükmünün duruşmaya getirilmeyen ve tartışılmayan bu sebeple CMK.nun 217/1. maddesine aykırı delillere dayanılarak hüküm kurulmasının yanı sıra, 16.12.2009 tarihinde meydana gelen olay dışında sanığın şikayetçiye yönelik bir eyleminin saptanmadığı, şikayetçi ile anne ve kardeşinin somut hiçbir delille desteklenmeyen beyanları dışında delil olmayan olayda eziyet suçunun unsurlarının oluştuğunun kabulü mümkün değildir.
Bu şekildeki kabul ve uygulama durumunda, ülkede boşanma aşamasında eşler arasında meydana gelen küçük çaplı tartışmalar ve BTM. ile giderilebilecek derecede hafif yaralanmalar davacı eş ile anne, baba, kardeş gibi yakınlarının soyut beyanları ile eziyet suçu kapsamında değerlendirilmesi söz konusu olacak ve bu husus hukuk aleminde ve uygulamada kaosa neden olacaktır.
./..
S/4
"TCK.nun 96. maddesinde düzenlenen Eziyet Suçu "Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışlar..." şeklinde tanımlanmıştır. Madde metninde eziyet teşkil eden hareketlerin veya davranışların neler olduğu gösterilmemiştir.
TCK.nun 96. maddesinin gerekçesinde "Eziyet olarak bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliğini taşıyabilir. Ancak bu fiiller ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Bir süreç içinde süreklilik arz eder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi..." şeklinde açıklama getirilmiştir.
Madde gerekçesine göre eziyet; "sistematik bir şekilde kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak nitelikte olmalıdır." (Artuk-Gökşen- Yenidünya TCK. şerhi 3. cilt s.2490)
Eziyeti oluşturan davranış ve hareketlerin belirli bir süre içerisinde ve sistematik olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Söz konusu fiiller belirli bir plan ve tavır çerçevesinde ve belirli bir süreçte işlenmelidir. Belli bir süre devam etmeyen davranış veya hareketlerin eziyet olarak tanımlanmasına imkan yoktur.
Nitekim Yargıtay Ceza Daireleri de;
- Lise servisinde birlikte seyahat eden son sınıf öğrencilerinin birinci sınıf öğrencisini sürekli tartaklamaları,
- İş yerindeki birini istifaya zorlamak için sürekli cinsel sataşmada bulunulması,
- Kişiyi süreklilik arz edecek şekilde soğuk suyun altında tutma
- Süreklilik arz edecek şekilde saç çekmek,
Şeklindeki hareketleri eziyet olarak kabul etmiştir.
Tüm fiillerde görüldüğü üzere suçun temel unsuru sürekliliktir. Eziyet teşkil eden davranış ve hareketler sistematik şekilde belirli bir süre devam etmelidir."
Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosyada mevcut deliller göz önünde bulundurulduğunda, sanığın eşi olan şikayetçiye karşı 16.12.2009 tarihinde meydana gelen BTM. ile giderilebilecek şekilde yaralama fiili dışında TCK.nun 96. maddesi kapsamında eziyet boyutuna ulaşan davranışlarının kanıtlanamaması karşısında kasten yaralama suçu yerine eziyet suçundan hüküm kurulması,
Yasaya aykırı olup yerel mahkeme kararının anılan maddelerle bozulması gerekmektedir.
Bu itibarla, yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.
Muhalif Üye
...
Full & Egal Universal Law Academy