6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 13/1, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 59/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 375,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair DİYARBAKIR 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.04.2014 tarihli ve 2012/244 esas, 2014/177 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, anılan kararın adı geçen sanık ile birlikte aynı suçtan mahkum edilen diğer sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçu yönünden Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 20.12.2017 tarihli ve 2016/5644 esas, 2017/5213 sayılı ilâmı ile, "...sanığa yüklenen 6136 sayılı Yasanın 13/1. maddesine aykırılık suçunun öngörülen cezasının üst sınırına göre, lehe olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık eklemeli zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi olan 23.05.2005 ile inceleme günü arasında bu sürelerin dolduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi bozulmasına, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanık hakkında bu suçtan açılan kamu davasının CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak CMK'nun 223/8. maddesi gereğince düşmesine..." şeklinde bu sanık lehine bozma kararı verilmiş olduğu gözetilerek yapılan incelemede, sanığın üzerine atılı 23.05.2005 tarihinde işlenen suçtan cezalandırılması talebiyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2006 tarihli iddianamesiyle kamu davasının açıldığı, sanığa yüklenen suçun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 aylık eklemeli zamanaşımı süresine bağlı olduğu, suç tarihinden itibaren karar tarihine kadar bu sürenin dolmuş olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında dava zamanaşımının dolmuş olması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 14.09.2018 gün ve 6580 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2018 gün ve KYB/2018-75611 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddeleri karşısında; hükümlüye yüklenen suçun yasa maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.04.2014 gün ve 2012/244 esas, 2014/177 sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca düşürülmesine, mahkemece hükmedilen cezanın infaz edilmemesine, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 25.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy