Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılıması, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık ... hakkında 04.06.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar kaldırılarak hükmün açıklanması sonucu verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine 5237 sayılı TCK.nun 157/1, 245/3 ve 204/1 maddeleri ve fıkraları uyarınca mahkumiyetine dair; ANTALYA 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2018 gün ve 2017/465 esas, 2018/239 karar sayılı hükmünün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi:
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve sahte kredi kartının kullanılması suretiyle yarar sağlama suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında, sahte kredi kartı üretme suçundan TCK.nun 245/2. madde ve fıkrası uyarınca zamanaşımı süresinde işlem yapılması mümkün görülmüş olup; sahte kredi kartının kullanılması suçundan kurulan hükme ilişkin olarak, suça konu kartın değişik zamanlarda kullanıldığının anlaşılması karşısında TCK.nun 245/3. maddesi uyarınca hükmolunan cezadan aynı Yasanın 43. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi ve TCK.nun 168. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün, 245/3. madde ve fıkrasında belirtilen suçta uygulama yeri bulunmadığı halde, 168. madde ile uygulama yapılmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından ve temel ceza belirlenirken hapis cezası alt sınırdan tayin olduğu halde, aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınan birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunmuşsa da, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün ve 47/43 sayılı kararında açıklandığı üzere, yukarıda eleştiri konusu yapılan ve sanığın gerçekte alması gereken ceza miktarından daha az bir ceza almasına yol açan mahkeme uygulamasının sanık lehine olması nedeniyle bu yanılgılı uygulamada yapılan hatadan ötürü ikinci kez atıfet sağlayacak şekilde bozma yapılmasının adalet ve hakkaniyete uygun olmayacağı anlaşıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, lehe hükümler uygulanmadığına yönelik temyiz itirazı yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Sanığın, kardeşi ...'in kimlik bilgilerini içeren, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanını kullanarak beyaz eşya satın aldığı , karşılığında senetleri imzalayarak müştekiye verdiği ve senet bedellerini ödemediği olayda; sanığın, Nüfus Müdürlüğü'nün maddi varlığı olan nüfus cüzdanının suçta kullandığının iddia olunması karşısında, bu eylemin,5237 sayılı TCK.nun 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirilmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek bu suç yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy