MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik ve banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçinin, 25.11.2013 günlü talimat ifadesinde davaya katılma talebinde bulunmasına rağmen, mahkemece katılma konusunda bir karar verilmemiş ise de; 5271 sayılı CMK.nun 237/2. maddesi uyarınca kimliğinin sahte olarak düzenlenip kullanıldığı anlaşılmakla sahte kart üretmek suçundan zarar gören şikayetçinin, davaya katılmasına karar verilerek adına vekili ile sanık müdafiinin temyizi ile birlikte yapılan incelemede;
1- Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine göre sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
TCK.nun 245/3. maddesi uyarınca tayin olunan temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas birim gün sayısının alt sınırın üstünde belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrası uyarınca hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasına esas alınan 1000 günün 5 güne, 5237 sayılı TCK.nun 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20.00 liradan hükmolunan 20.000 TL adli para cezasının 100.00 TL'ye indirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA oybirliğiyle,
2- Katılan vekili ile sanık müdafiinin özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyizlerine gelince:
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;
11.04.2013 tarihli iddianameyle açılan davada sanık hakkında açılan ve mahkemece de sübutu kabul edilen özel belgede sahtecilik eyleminin hem sahte kart üretmek hem de sahte telefon abone sözleşmelerini kapsadığı, ancak; her iki eyleminde birbirinden bağımsız suçları oluşturacağı, bu nedenle sanığın, aslı ele geçmeyen sahte kimlikle bankaya başvurup başvuru formu, sözleşme düzenletip kart ürettirerek teslimini sağlamaktan TCK.nun 245/2 ve 43. maddeleri, aynı kimlikle sahte abone sözleşmesi düzenletmekten dolayı suç tarihinden sonra, 10.11.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve sanığın lehine olan 5809 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.10.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece sanığın TCK.nun 245/3, 207/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına dair kararın özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.
Banka ve kredi kartının tanımı, 5464 sayılı Banka veya Kredi Kartları Kanunu’nun 3 üncü maddesinde yapılmıştır.
Banka kartı, mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı,
Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını şeklinde, aynı maddenin (g) bendinde kart çıkaran kuruluş olarak da, banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşlar olarak tanımlanmıştır.
5464 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde de kartlı sistem kurma, kart çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetleri için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan izin almaları gerektiği ifade edilmiştir.
Aynı Kanunun 37/2. maddesine göre de, kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eklerinde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile mahkum edileceklerdir.
5464 sayılı Kanunun 3, 4 ve diğer maddeleri birlikte değerlendirildiğinde banka veya kredi kartı çıkarmanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluşunun izin verdiği banka veya kredi kuruluşlarına aittir.
Banka ve kredi kartlarını ancak BDDK’dan izin alan kuruluşlar çıkartabileceklerdir.
TCK.nun 245/2. maddesinde “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden..” şeklinde tanımlanan suçun oluşumu için, sahte oluşturulan kartın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekir.
İlişkilendirmenin Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük karşılığı “ilişkili duruma getirmek” olarak tanımlanmıştır.
Burada önemli olan unsur, karta, başkasının hesap numarasını ve hesap bilgilerini aktararak kartın oluşturulmasıdır.
Maddedeki, üretme, satma, devretme, satın alma, kabul etme şeklindeki seçenek hareketlerde fiilin ticari amaçla yapılmasını ifade etmektedir.
Suçun oluşumu için öncelikle, ilgili kuruluşlarca izin alan banka ve kredi kurumlarınca gerçek veya tüzel kişi adına açılmış bir banka ve kredi kartı hesabı olmalıdır. Daha sonra da bu hesaba ilişkin bilgilerin bir şekilde kopyalanarak kartın üretilmesi ve maddedeki diğer seçenek hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekecektir.
Başka bir anlatımla, banka veya kredi kuruluşlarının yetkisinde bulunan banka veya kredi kartının yetkisiz olarak sahte oluşturulmasıdır.
Sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması hesapla ilişkilendirme bulunmadığından TCK.nun 245/2. maddesindeki suçu oluşturmayacaktır.
Başkasına ait sahte kimlik veya kimlik bilgileri ile o kişi adına kart çıkarılması halinde, kart, kart çıkarmaya yetkili kuruluş tarafından düzenlenmekte ve doğrudan hiçbir ilişkilendirme olmadan çıkarılmış olması nedeniyle TCK.nun 245/2. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır.
Başkasına ait kimlik bilgileri ve belgeleri ile bankaya başvurup, kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve kredi kartının kullanılması durumunda fiil 5464 sayılı Kanunun 37/2. maddesindeki suçu ve kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi esnasında kullanılan belgelerin özelliğine göre TCK.nun 204, 207 maddelerindeki suçu oluşturacaktır.
Diğer yandan TCK.nun 245/2 maddesinde düzenlenen suçun konusu sahte banka veya kredi kartıdır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması için farklı zamanlarda birden fazla kart üretilmesi gerekmektedir. Sahte oluşturulan kartın dayanağını oluşturan belgelerin konusu sahte banka veya kredi kartı olan suç yönünden TCK.nun 43. maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Ancak; sahtecilik suçu yönünden hüküm kurulması durumunda koşulları varsa zincirleme suç hükümleri uygulanabilecektir.
Somut olayda sanığın, bir şekilde ele geçirdiği şikayetçi ...’nın nüfus hüviyet cüzdanına kendi resmini yapıştırarak HSBC Bank şubesine başvurarak kredi kartı çıkarılmasını sağlayarak sahte oluşturulan kart ile harcama yaptığı ayrıca... İletişim A.Ş.’ye başvurarak GSM hattı çıkartıp kullandığı, sanığın bankaya doğrudan başvurarak kredi kartı çıkarılmasını sağlamak şekilde gelişen olayda önceden açılmış hesapla ilişkilendirme olmaması karşısında TCK.nun 245/2 maddesinde tanımı yapılan suçun unsurları oluşmayacak ve de kartın bir adet olması nedeniyle de TCK.nun 43. maddesinin uygulanma imkanı da bulunmamaktadır.
Sanığın fiilinin, kredi kartı başvuru formu ve benzeri evrakları sahte olarak düzenlemek fiilinin bir bütün olarak TCK.nun 207/1 maddesindeki özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağından yerel mahkeme kararının onanması gerekmektedir.
Bu itibarla, yerel mahkeme kararının bozulmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 03.10.2018
Full & Egal Universal Law Academy