Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan sanık ...'un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1. maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/06/2014 tarihli ve 2014/146 esas, 2014/269 sayılı kararı ile aynı suçtan adı geçen sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1. maddesi uyarınca 10 ay cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/12/2016 tarihli ve 2015/342 esas, 2016/535 sayılı kararlarını kapsayan dosyalar ile ilgili olarak;
Sanık hakkındaki 2014/146 esas sayılı dosyada, her ne kadar suç tarihlerinin 01/10/2007-02/10/2007 olduğu belirtilmişse de, Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğünün 14/01/2011 tarihli Ds.24 sayılı yazısında; 01/10/2007 ve 01/10/2007 tarihlerinde ... kimlik bilgisinin kullanıldığı, 07/11/2007 tarihinde ... kimlik bilgisinin kullanıldığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 20/12/2010 tarihli ekspertiz raporunda 07/11/2007 tarihinde alınan parmak izlerinde ... ismi verilse de ...'a ait olduğu anlaşılmakla suç tarihinin 07/11/2007 olması gerekirken sehven yanlış yazıldığı,
Yine 2015/342 esas sayılı dosyada suç tarihinin 06/11/2007
olduğu belirtilmişse de Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğünün 14/01/2011 tarihli Ds.24 sayılı yazısında; 07/11/20007 tarihinde ... kimlik bilgisinin kullanıldığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 20/12/2010 tarihli ekspertiz raporunda 07/11/2007 tarihinde alınan parmak izlerinde ... ismi verilse de ...'a ait olduğu anlaşılmakla suç tarihinin 07/11/2007 olması gerekirken sehven yanlış yazıldığı tespit edilmiş ise de, bu hususun mahallinde mahkemesince düzeltilebileceği düşünülerek yapılan incelemede,
Sanık hakkında 2014/146 esas sayılı dosyada suç tarihinin 07/11/2007, iddianame tarihinin ise 06/06/2011 olduğu, 2015/342 esas sayılı dosyada ise suç tarihinin 07/11/2007, iddianame tarihinin ise 28/05/2015 olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde yer alan “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” hükmü gereğince, sanık hakkında aynı eylem sebebiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 28/05/2015 tarihli ve 2011/28354 soruşturma, 2015/18698 esas, 2015/14371 sayılı iddianamesi ile açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sanığın mükerrer olacak şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 08.02.2019 gün ve 2019/362 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2019 gün ve KYB/2019-17893 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK.nın 309 ve 310. maddelerine göre kanun yararına bozma yasa yoluna istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi mümkün olup, kanun yararına bozma istemini içerir ihbarnameye konu başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan hükmün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 22.02.2017 gün ve 2017/358 esas 2017/359 sayılı ilamıyla esastan reddedilerek kesinleşmesi suretiyle istinaf incelemesinden geçtiği bu nedenle kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceği CMK.nın 308/A maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin itiraz yoluna başvurulabileceği anlaşılmakla,
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na düzenlenen ihbarname içeriği açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 26.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.