MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM: Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda; sanığın hakkında arama kararı bulunması nedeniyle görevli memura kendisini kardeşi olan ...'ın kimlik bilgileri ile tanıtıp adı geçene ait sürücü belgesini verdiği, kolluk görevlilerince sürücü belgesi üzerindeki fotoğraf ile sanık arasında benzerlik bulunmadığının anlaşılması sebebiyle sanığa kimlik bilgisinin tespiti için karakola götürüleceğinin söylenmesinden sonra sanığın gerçek kimlik bilgisini kolluk görevlilerine söylediği, gerçek kimlik bilgilerine göre tutanak hazırlandığı, bu aşamada TCK.nın 206/1. maddesinde tanımlanan "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu" oluşmadığı gibi TCK.nın 268. maddesindeki başkasının kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun da unsurları itibarı ile oluşmadığı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu gözetilmeden, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı kanun'un 40/1 maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20/2-c maddesinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 06.07.2011 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK.nın 322 ve Kabahatler Kanunu'nun 24. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, Kabahatler Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca sanıklar hakkında idari para cezası verilmesine yer olmadığına, 08.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy