MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuğun UYAP'tan temin edilen adli sicil kaydında; daha önceden ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/683 Esas, 2016/340 Karar sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 231/8. maddesinde yer alan "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihinin 28.06.2014 tarihinden sonra olduğu dikkate alındığında mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuğun hırsızlık şüphelisi olarak yakalandığı sırada teyzesinin oğlu olduğunu beyan ettiği mağdur ...'nın kimlik bilgilerini kolluk görevlilerine verdiği, olay tutanağının mağdurun kimlik bilgilerine göre düzenlendiği ancak suça sürüklenen çocuk tarafından imzadan imtina
S/2
edildiği, kolluk görevlilerince mağdurun kimlik bilgileri üzerinden yapılan sorgulamada uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçundan yakalamasının olduğunun tespit edilmesi üzerine suça sürüklenen çocuğun gerçek kimlik bilgilerini beyan ettiği, yapılan soruşturma sonucunda suça sürüklenen çocuk hakkında ... 2. Çocuk Mahkemesi'nin 2015/684 Esas, 2016/529 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan kamu davasının açıldığı, bu suçtan yargılama sonunda suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verildiği anlaşılan somut olayda; dosya içerisindeki diğer tüm tutanakların gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği ve suça sürüklenen çocuğun başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun unsurlarının oluşmadığı, tutanakları gerçek kimlik bilgileri ile imzalayan suça sürüklenen çocuğun eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen ve idari yaptırımı gerektiren "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu, ancak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz incelemesine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmekle hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının konusu eylemin oluşturduğu kabahatin zamanaşımına uğraması nedeniyle 5326 sayılı Kanunun 20/2-c maddesi gözetilerek "İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA'', 18.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.