MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/1548 E., 2020/2644 K.
SUÇ: 2313 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜM: Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında 2313 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 2313 sayılı Kanun'un 23/5. maddesinin 1. cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43., 62. ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 8 ay 22 gün hapis ve 14.580,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2021 tarihli kararı hakkında sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, duruşma açılmadan verilen 12.10.2020 tarihli kararı ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısımlar çıkarılıp, 5237 sayılı Kanun'un hak yoksunluklarına ilişkin 53. maddenin uygulanmasına dair kısımlar düzeltilerek, sanığın 2313 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan neticeten 4 yıl 7 ay hapis ve 11.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, bu suretle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, kolluk görevlilerine temyiz dışı ...isimli kişinin kenevir ekimi yaptığı ihbarı üzerine yapılan araştırmada, sanığın sebze bahçesinin yanında ekili vaziyette suça konu kenevir bitkilerinin ele geçirildiği, bu şekilde sanığın atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 gün ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesinde ''İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303/1. ümaddesinin (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde "hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine'' duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a fıkrasının atıf yaptığı aynı Kanun'un 303/1-a maddesinde ''Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse'' şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle yazılı şekilde karar verilebileceği ve adli para cezasının yerine getirilmemesi halinde 6545 sayılı Kanun'la değişik 5275 Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca infaz aşamasında res'en uygulama yapılabileceği anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Hint kenevirlerinin ele geçirilmesine ilişkin olarak kolluk tarafından düzenlenen olay yeri görgü tespit tutanağı, kenevirlerin ele geçirildiği alan ile çevresindeki arazilere ilişkin kroki ve fotoğrafların ek olarak yer aldığı kolluk tarafından düzenlen "Tutanaktır" başlıklı 21.01.2019 tarihli tutanak, ele geçirilen hint keneviri bitki sayısı, hint kenevirlerine ilişkin ekspertiz raporu, sanığın aşamalardaki kenevirlerin ele geçirildiği alanın kendi kullanım bölgesinde olduğuna dair beyanları, keşif tutanağı, keşif sonrası teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 25.05.2019 tarihli rapor ve tüm dava dosyası kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 12.10.2020 tarihli, 2020/1548 Esas, 2020/2644 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2025 tarihinde karar verildi.