İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2015/402 E., 2018/489 K.
SUÇ: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
SUÇ TARİHLERİ: 24.07.2014, 10.08.2015
İNCELEME KONUSU
KARAR: Mahkumiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcığılı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 30.03.2015 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1, 54, 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2015/402 Esas, 2018/489 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, 24.07.2014 tarihli eylem nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 10.08.2015 tarihli eylem nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği, 30.03.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/32453 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57555 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"...şüpheli hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/11/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesin olarak verildiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı gibi kararın şüpheliye tebliğ de edilmemesi nedeniyle usulüne uygun şekilde kesinleşmediği cihetle, gerek mahkumiyete konu 24/07/2014 tarihli eylem yönünden gerekse incelemeye konu dosya ile birleşen 10/08/2015 tarihli eylem bakımından kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-) Kabule göre de;
Her ne kadar, sanığın incelemeye konu dosya ile birleşen 10/08/2015 tarihli eyleminin sanık hakkında daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğundan bahisle anılan eylem yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de,
Sanığın mahkumiyetine konu 24/07/2014 tarihli eyleme ilişkin denetimli serbestlik yükümlülüğünün ihlali üzerine düzenlenen iddianamenin 30/03/2015 tarihli olduğu, 10/08/2015 tarihli eyleme ilişkin iddianame düzenlenme tarihinin ise 30/11/2016 olduğu, 10/08/2015 tarihli ikinci eylemin ilk iddianamenin düzenlendiği tarihten sonra işlendiği, bu itibarla her iki eylem arasında hukuki kesinti oluşmuş olup, 10/08/2015 tarihli eylemin erteleme kararının ihlali niteliğinde olmadığı ve müstakil bir suç kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği gözetilmeden, 10/08/2015 tarihli eylem yönünden de davanın esası hakkında bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hükümlü hakkında, 24.07.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 14.11.2014 tarihli ve 2014/16661 Soruşturma, 2014/147 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve infazı için Şanlıurfa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Hükümlünün yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 30.03.2015 tarihli ve 2014/16661 Soruşturma, 2015/2561 Esas, 2015/1987 Karar sayılı iddianamesi ile Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Hükümlünün, 10.08.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2014 tarihli ve 2016/13141 Soruşturma, 2016/8015 Esas, 2016/5904 Karar sayılı iddianamesi ile Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle 19.02.2018 tarihli, 2016/1151 Esas ve 2018/303 Karar sayılı kararı ile Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/402 Esas sayılı dava dosyasına birleştirilmesine karar verildiği,
D. Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2015/402 Esas, 2018/489 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, 24.07.2014 tarihli eylemi nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 54 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 10.08.2015 tarihli eylemi nedeniyle eylemin erteleme kararının ihlali niteliğinde olduğundan bahisle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği, hükmün istinaf başvurusu yapılmaksızın 30.03.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
E. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve hükümlüye tebliğ edilmesi gerektiği, hükümlüye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, hükümlü hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar hükümlüye yapılan tebliğin usulüne uygun olduğu, kararın kesin olarak verildiği, hükümlüye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle infaz işlemlerine başlanamayacağı, müdürlükçe yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı gözetildiğinde istem yazısında kabule göre kısmında belirtilen kanun yararına bozma istemi hakkında ise, birleşen 10.08.2015 tarihli eyleme ilişkin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmesinden önce işlenmiş hale geleceği, buna göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar hükümlü tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edileceğinden; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, hükümlü hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2015/402 Esas, 2018/489 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun'un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2025 tarihinde karar verildi.