MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2018/516 Esas, 2019/365 Karar
SUÇ: 6136 sayılı Kanuna aykırılık
KARAR: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İstanbul Anadolu 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2019 tarihli ve 2018/516 Esas, 2019/365 Karar sayılı kararı ile hükümlü ...'in 6136 sayılı Kanun'a aykırılık 6136 sayılı Kanun'un 13/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 50/1-a ve 52/1-2. maddeleri gereğince 7.300,00 TL ve 375,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilip hükmün 15.05.2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 13.03.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2024 tarihli ve KYB-2024/32571 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
" İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/03/2019 tarihli kararının 24/04/2019 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 12/09/2019 tarihinde kasıtlı olarak işlediği suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hapis cezasının aynen infazına ilişkin İstanbul Anadolu 1. İnfaz Hakimliğinin 24/04/2021 tarihli ve 2021/6713 Esas, 2021/6725 sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26/10/2023 tarihli ve 2023/237 Esas, 2023/8081 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun kesintisiz suç olması ve hukuki veya fiili kesinti gerçekleşinceye kadar olan eylemlerin ayrı bir suç oluşturacağı nazara alındığında; Dosyalar kapsamına göre, İstanbul Anadolu 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/516 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 21/06/2018, iddianame düzenleme tarihinin ise 06/09/2018 olduğu, İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/618 Esas sayılı dosyasının suç tarihinin 29/06/2018, iddianame düzenleme tarihinin ise 04/10/2018 olduğu, her iki suçun da İstanbul Anadolu 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/516 Esas sayılı dosya kapsamında düzenlenen 06/09/2018 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin (ele geçemeyen silah ile ateş etmek) benzer mahiyette olduğu, her iki olayda da suça konu silahlar bulunamadığından fiili kesintinin de gerçekleşmediği ve suç tarihlerinin yakınlığı dikkate alındığında, söz konusu dosyalar birleştirilerek sanığın tek bir suç işleme kararı doğrultusunda hareket edip etmediğinin, dolayısıyla hakkında zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinin uygulanma kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde ayrı ayrı mahkumiyet kararları verilmesinde isabet görülmemiştir. karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçunun kesintisiz suç olması ve hukuki veya fiili kesinti gerçekleşinceye kadar olan eylemlerin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alındığında;
Kanun yararına bozma incelemesine konu edilen İstanbul Anadolu 45.Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2019 tarihli ve 2018/516 Esas, 2019/365 Karar sayılı dosyasında olay, hükümlünün 21.06.2018 tarihinde ele geçmeyen silah ile havaya ateş ettiği, olay yerinden ele geçirilen iki adet boş kovanın kriminal raporda 7.65 mm. çapında tek bir silahtan atılmış olduklarının belirtildiği, hükümlünün bu olay nedeni ile ifadesi alınıp fiili kesinti meydana geldikten sonra İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/618 Esas sayılı dava dosyasına konu olayda bu kez 29.06.2018 tarihinde tartışma ortamında ele geçmeyen tabanca ile karşı tarafın aracına ateş ettiği, olay yerinden ele geçirilen iki adet boş kovanın kriminal rapor ile 9 mm. çapında tek bir silahtan atıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Her iki olayda da suçta kullanılan tabancaların ele geçmediği ve eylemler arasında hukuki kesintinin bulunmadığı belirlenmiş ise de; ilk olayda hükümlünün ifadesinin alınıp serbest bırakılması ile fiili kesinti oluştuğu gibi dava konusu silahların çap ve tiplerinin de farklı olması nedeniyle hükümlünün sonrasında işlediği eylemin yenilenen suç kastı ile gerçekleştirilip ayrı bir suç oluşturduğunun anlaşılması karşısında; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2025 tarihinde karar verildi.