MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2023/1773 E., 2024/408 K.
SUÇ: 6136 sayılı Kanun'a aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2008 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a Aykırılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.12.2008 tarihli kararı ile sanık hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
3.Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar sonucu açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanarak İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4.İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2015 tarihli kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (8). Ceza Dairesinin 01.07.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında 6136 sayılı Kanun' a Aykırılık suçundan kurulan hükmün;"...Sanık ve müdafisinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliği usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla, öğrenme üzerine sanık müdafinin süresinde temyiz talebinde bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık ve müdafine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilip duruşmadan haberdar edilmeden hükmün açıklanması suretiyle CMK'nın 231/11. ve 1412 sayılı CMUK'nın 326/2. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,.." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5.Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.11.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6.İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.11.2021 tarihli kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (8). Ceza Dairesinin 23.11.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
7.Sanığın seri muhakeme usulünün uygulanması davetine icabet etmemesi üzerine seri muhakeme usulü uygulanmayarak İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2024 tarih ve 2023/1773 Esas, 2024/408 Karar sayılı kararı ile sanığın, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri; zamanaşımı süresinin dolduğuna, davanın düşürülmesi gerektiğine, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, sanık lehine olan delillerin toplanmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, suç tarihinde kolluk görevlilerince yapılan kontrol sırasında sanığın, şüphe üzerine durdurulduğu, bel kısmındaki kabarıklık sorulduğunda, sanığın, silahı kendiliğinden çıkarıp görevlilere teslim ettiği, sanığın ruhsatsız silah taşıyarak 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
1.Dava dosyası kapsamına, sanığın aşamalardaki savunmasına, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanağa ve İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporuna dayanılarak sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafinin, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, sanık lehine olan delillerin toplanmadığına, kararın bozulması gerektiğine yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Sanık hakkındaki yargılama konusu eylemi için, 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı ve aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. Ancak 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca zamanaşımı süresinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen dönemdeki durma süresi de belirtilen zamanaşımı süresine eklendiğinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin zamanaşımının dolduğuna, düşme kararı verilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2024 tarih ve 2023/1773 Esas, 2024/408 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz itirazının reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.