MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/475 Esas, 2025/506 Karar
SUÇ : Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.12.2020 tarihli ve 2019/1160 Esas, 2020/1249 Karar sayılı kararı ile sanığın halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 216/3, 62/1 ve 51. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi tayin edilmesine karar verilmiştir. Karar; sanık müdafii tarafından istinaf edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.03.2025 tarihli ve 2023/475 Esas, 2025/506 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi sonucunda; sosyal paylaşım sitesinde yapılan bir paylaşıma yazılan yorum nedeniyle eylemin basın ve yayın yoluyla işlendiğinin anlaşıldığı, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 218. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesinin aleyhe istinaf bulunmadığından bozma nedeni yapılamayacağı hususunun eleştirilmekle yetinildiği belirtilerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafinin Temyiz İstemi
Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna, sanığa isnat edilen eylemin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, aksi kanaate varılması hâlinde ise sanık lehine olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre; sanığın “Instagram” isimli sosyal medya platformunda, bir haber sitesine ait röportaj paylaşımının yorum kısmına, herkese açık şekilde İslam dini ile İslam dininin peygamberine yönelik aşağılayıcı mahiyette ifadeler içeren yorum yazdığı iddiasına ilişkin olarak;
Sanığın, eylemini sosyal medya üzerinden, herkesin erişimine açık şekilde gerçekleştirdiğinin sabit olması karşısında, cezasında 5237 sayılı Kanun'un 218. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeksizin İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulmuş ise de; bu hususun sanık aleyhine istinaf başvurusu bulunmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmayarak eleştirilmekle yetinilmesi isabetli bulunmuştur.
Yüklenen suçun 5271 sayılı Kanun uyarınca basit yargılama usulüne tabi olduğu anlaşılmakla birlikte; Mahkemece 11.11.2020 tarihli duruşmada takdiren genel yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği, anılan Kanun hükümleri uyarınca mahkemenin bu yöndeki takdir yetkisini kullanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı belirlenmiştir. Sanığın aşamalardaki ikrarı, kollukça düzenlenen tespit tutanakları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, yargılamaya konu edilen yorumların sanık tarafından yazıldığı saptanmıştır. Mahkemelerin vicdani kanaatinin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlere yönelik aşağılayıcı nitelikteki ifadeler içeren paylaşımlarının ihbar tutanakları da dikkate alındığında içerik ve bağlamı itibarıyla kamu barışını bozmaya elverişli bulunduğu, bu kapsamda söz konusu ifadelerin ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı anlaşıldığından sanığın eylemine uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği tespit edilmiştir. Adli sicil kaydında daha önce verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunan ve denetim süresi içerisinde yargılamaya konu edilen suçu işleyen sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasının da isabetli olduğu ve dosya kapsamında eksik araştırma bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda ve yapılan eleştiride hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.03.2025 tarihli ve 2023/475 Esas, 2025/506 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak, oybirliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2026 tarihinde karar verildi.
...