MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/173 Esas, 2025/211 Karar
SUÇ : Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme
FİİL TARİHİ : 02.07.2024
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2025 tarihli, 2024/888 Esas, 2025/52 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-c-e maddesi gereğince beraat kararı verilmiştir. Kararlar, Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.03.2025 tarihli, 2025/173 Esas ve 2025/211 Karar sayılı ilamı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvuruları incelenmiştir. Kararda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/4. maddesinde yer alan “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.” şeklindeki düzenleme ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16/10/1978 tarihli ve 2/324-350 sayılı kararına atıf yapılmıştır. Anılan içtihada göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi vekâlet ücretinin belirlenmesinde esas olarak sanık sayısını ya da sanığın birden fazla suç işlemiş olmasını değil; usulüne uygun olarak açılan ve avukat tarafından takip edilen dava sayısını esas almaktadır. Buna göre, taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava için ayrı ayrı belirlenmesi öngörülmüş olup, ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün değildir. Somut olayda; kendilerini aynı müdafi ile temsil ettiren ve beraatlerine karar verilen sanıklar ... ile ... hakkında tek vekâlet ücretine hükmedilmesi, farklı bir müdafi ile temsil edilen sanık ... hakkında ise ayrıca vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak, söz konusu hukuka aykırılığın hükmün vekâlet ücretine ilişkin kısmının tamamen çıkarılarak yerine; “Sanık ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin hazineden alınarak sanık ...’e verilmesine; sanıklar ... ve ... kendilerini aynı vekâletnameli vekil ile temsil ettirdiklerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin hazineden alınarak sanıklar ... ve ...’e verilmesine” şeklinde düzeltilmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
Ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, sanıkların olay tarihinde birlikte hareket ederek park halinde bulunan ve sanıklarla aralarında herhangi bir husumet bulunmayan yabancı uyruklu müştekilere ait araçlara çekiç, levye ve sopa ile vurmak suretiyle zarar verdikleri; savunmalarına göre bu eylemleri sosyal medyada yabancı uyruklu kişilerle ilgili gündem olan olaylara tepki göstermek amacıyla gerçekleştirdikleri iddiasına ilişkin olarak;
a) Cumhuriyet savcısının sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine dair temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların, toplanan ve hükme esas alınan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı belirlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 216/1. maddesi; "Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmünü düzenlemektedir. Suçun oluşabilmesi için failin eylemi nedeniyle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması gerekmektedir. Somut olayda, farklı kişilerin sosyal medya paylaşımlarından etkilenerek yabancı uyruklu kişilere ait araçlara zarar verme eylemleri nedeniyle mala zarar verme suçundan soruşturma yapıldığı, müştekilerin şikâyetten vazgeçmeleri üzerine 07.08.2024 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar olay günü il genelinde benzer nitelikte eylemler meydana gelmiş ise de; sanıkların bizzat gerçekleştirdikleri eylemler nedeniyle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıktığına dair somut, objektif ve dosya kapsamına yansıyan herhangi bir tespitin bulunmadığı görülmüştür. Sanıkların eylemleri, belirli araçlara yönelik dar kapsamlı ve münferit bir mala zarar verme fiili niteliğinde kalmış olup, 5237 sayılı Kanun'un 216/1. maddesinde aranan kamusal tehlike unsurunun somut olayda gerçekleştiği ispatlanamamıştır. Ayrıca, sanıkların eylemlerinin, anılan maddede düzenlenen suç bakımından “tahrik eden” sıfatıyla değil, sosyal medya içeriklerinden etkilenmiş kişiler olarak ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, unsurları itibarıyla oluşmayan suçtan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış; Cumhuriyet savcısının bu husustaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Sanık ... müdafinin vekâlet ücreti ile sınırlı olarak yaptığı temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Kendilerini aynı müdafi ile temsil ettiren ve beraatlerine karar verilen sanıklar ... ile ... hakkında tek vekâlet ücretine hükmedilmesi, farklı bir müdafi ile temsil edilen sanık ... hakkında ise ayrıca vekâlet ücreti takdir edilmesi isabetli görülmüş; sanık ... müdafinin bu husustaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.03.2025 tarihli, 2025/173 Esas ve 2025/211 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı ve sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak, oybirliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2026 tarihinde karar verildi.