MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/1047 E., 2025/829 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARAR : Ret
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 01.12.2025 tarihli ve 2025/11028 Esas, 2025/9556 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi gereği yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ
A. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ilamının sanık müdafiine 08.06.2025 tarihinde yapılan tebligattan sonra, sanık ...'a 20.06.2025 tarihinde kararın tebliğ edildiği ve sanık müdafinin 30.06.2025 tarihinde verdiği dilekçe ile hükmü temyiz ettiği, temyiz dilekçe tarihinin sanığa yapılan 20.06.2025 tarihli tebligat tarihi nazara alındığında süresinde olduğunun kabulü gerektiği, aksi halde müdafii tarafından süresinde temyiz edilmeyen hükmün bu kez sanığa bizzat tebliğ edilmesinden beklenen hukuki yararın ortadan kalkacağı, ayrıca kararı tebliğ eden sanığın temyiz istemini bizzat veya belirleyeceği müdafii tarafından yapabilme özgürlüğünü de kısıtlayacağı, açıklanan nedenlerle, kendisine yapılan tebligat üzerine müdafii aracılığı
ile temyiz hakkını kullanan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün esastan incelenmesi gerekirken temyiz isteminin reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu tespit edilmekle ret kararının kaldırılarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 30.04.2025 tarih ve 2025/1047 Esas, 2025/829 Karar sayılı kararının esastan incelenerek karar verilmesi talebine ilişkindir.
B. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2024 tarihli ve 2022/218 Esas, 2024/267 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 188/5, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 21... ay 22 gün hapis ve 56.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği,
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 31.10.2024 tarihli ve 2024/2968 Esas, 2024/2620 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine hükmün bozulmasına ve kararın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği,
Bozma kararı üzerine Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2024/482 Esas, 2025/118 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 188/5, 62/1, 53 maddeleri uyarınca 20... ay 22 gün hapis ve 56.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği,
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 30.04.2025 tarihli ve 2025/1047 Esas, 2025/829 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği,
Sanık ... müdafiinin 08.06.2025 tarihinde e-tebligat yoluyla usulüne uygun şekilde tebliğ edilen hükme karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291/1. maddesinde belirlenen iki haftalık kanuni süre geçtikten sonra 30.06.2025 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu, hükmün tutuksuz yargılanan sanık ...'a 20.06.2025 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, sanığın süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunmadığı, sanık ... müdafinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) ''Vekile ve Kanuni Mümessile Tebligat'' başlıklı 11/1 maddesine göre ''Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır'' denilmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Kararların Açıklanması ve Tebliği" başlıklı 35. maddesi;
"İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.
Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.
İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.",
"Tebligat usulleri" başlığını taşıyan 37. maddesi ise; "Tebligat, bu Kanunda belirtilen özel hükümler saklı kalmak koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılır. ..." biçiminde düzenlenmiştir.
Ceza Muhakemesi Hukukunda sanık uyuşmazlığın tarafı olup buna kişi itibariyle taraf sujeliği denilmektedir. Sanığın ceza muhakemesi sujesi olarak en önemli hakkı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "savunma hakkı" adını verdiği müdafaa hakkıdır.
Müdafii ile sanık arasındaki ilişki, kural olarak temsil ilişkisi değil, işleyişi kamu hukuku kurallarıyla düzenlenmiş bağımsız bir görev ilişkisidir.
Müdafii, vekilden farklı olarak sanığın temsilcisi değil, ondan bağımsız ayrı bir ceza muhakemesi organı/öznesidir. Ceza muhakemesinde müdafi savunduğu kişiyi temsil etmemekte, kamusal bir yargılama makamı olarak kişinin savunmasına destek sağlamaktadır. Buna göre sanık ile müdafi ilişkisinin temsil kavramıyla açıklanması olanaklı değildir. Buradaki ilişki temsil ilişkisi olmayıp işleyişi kamu hukuku kurallarıyla düzenlenmiş bağımsız bir görev ilişkisidir. Sanık ve müdafi birlikte ancak birbirinden bağımsız olarak savunma makamını işgal eden iki süjedir. Dolayısıyla savunmaya ilişkin tüm kararlar iki süjeyi de ilgilendireceğinden, ceza yargılaması neticesinde verilen ( gerekçeli ) kararın, kural olarak hem sanığa hem de varsa müdafie ayrı ayrı tebliğ edilmesi gerekir. Müdafiye tebliğ, her hâlükârda yasal zorunluluktur. Kanunda öngörülen usul ve şartlara uygun olarak müdafii tarafından yapılan kanun yolu başvurusu bulunan durumlarda, kanun yoluna başvuru hakkının etkin biçimde kullanılmadığına dair yasal ve olgusal temellere dayanan bir itiraz bulunmadıkça ayrıca sanığa da tebliğe ihtiyaç yoktur. Ancak kişinin müdafisini kendisinin seçmesinde dahi, sürenin geçirilmesi müdafinin kusurundan kaynaklanıyorsa bu durumdan kural olarak sanık sorumlu değildir. Burada müdafinin kusurlu davranışı sanığa yüklenmemelidir.
Savunma makamını birlikte oluşturan sanık ve müdafiine tanınan süreler birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, savunma hakkının kullanılmasını ve böylece maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olduğu cihetle;
Dava dosyası kapsamına göre sanık ... müdafinin 08.06.2025 tarihinde e-tebligat yoluyla usulüne uygun şekilde tebliğ edilen hükme karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291/1. maddesinde belirlenen iki haftalık kanuni süre içerisinde tamyiz isteminde bulunmadığı, ancak hükmün tutuksuz yargılanan sanık ...'a 20.06.2025 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmesinden sonra sanık müdafiinin 30.06.2025 tarihinde verdiği dilekçe ile hükmü temyiz ettiği görülmekle temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerekeceği, aksi halde müdafii tarafından süresinde temyiz edilmeyen hükmün bu kez sanığa bizzat tebliğ edilmesinden beklenen hukuki yararın ortadan kalkacağı anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesinin ikinci fıkrası gereğince Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 01.12.2025 tarihli 2025/11028 Esas, 2025/9556 Karar sayılı ''Ret'' ilamının diğer kısımlar yönünden aynen muhafaza edilmek suretiyle sanık ... yönünden kurulan temyiz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılması ile gereği düşünüldü;
II. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2024 tarihli ve 2022/218 Esas, 2024/267 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 188/5, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 21... ay 22 gün hapis ve 56.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 31.10.2024 tarihli ve 2024/2968 Esas, 2024/2620 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusu üzerine hükmün bozulmasına ve kararın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bozma kararı üzerine Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2024/482 Esas, 2025/118 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 188/5, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 20... ay 22 gün hapis ve 56.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 30.04.2025 tarihli ve 2025/1047 Esas, 2025/829 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
III. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Yeterli ve somut delil bulunmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna. temel cezada alt sınırdan uzaklaşmanın hukuka aykırı olduğuna, eksik inceleme yapıldığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, tahliye ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir:
1) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır.
Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama
süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. YENİSEY, Feridun: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ÇINAR, ...: Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61).
2) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir.
“Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir.
3) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır.
“Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir.
4) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise,
Bölge Adliye Mahkemelerinin kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesinin (g ve h bentlerinde sayılanlar hariç olmak üzere) “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinin değişiklik öncesi (g) bendi ile mülga (h) bendindedeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmektedir. Bu değişiklik ile, istinaf mahkemelerince “kanun koyucunun gerekçesizlik veya savunma hakkının sınırlanmış olması gibi görünürde gerekçelerle” bozma kararları verilmesinin önüne geçme amacı açıkça ortaya konulmuştur.
Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir.
Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2024 tarihli ve 2022/218 Esas, 2024/267 Karar sayılı kararıyla kurulan hükmün istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 31.10.2024 tarihli ve 2024/2968 Esas, 2024/2620 Karar sayılı kararı ile "olay tarihini ve yerini kapsayan önleme arama kararının dosyada yer almadığı, sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturması, sanık ... hakkında yasal koşullar oluşmadığı halde hakkında TCK'nın 43/1 maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, sanık ... Ali hakkında TCK'nın 43/1 maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, sanıklar ... ve ... hakkında sonuç hapis ceza miktarının 20... ay 22 gün hapis cezası olarak hesap edilmesi gerekirken 21... ay 22
gün hapis cezası hesap edilmesi suretiyle fazla ceza tayini, iletişim tespit tutanağının dosya içerisinde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi, zabıt katibinin imza eksikliğinin bulunması, Adli emanetin 2022/1811 sırasında kayıtlı beyaz poşet ve 2022/657 sırasında kayıtlı şeffaf poşet ve yakıt fişi hakkında TCK'nın 54/1 maddesi gereğince müsaderesi yerine imhasına karar verilmesi, sanıklara verilen adli para
cezasının TCK’nın 52/4. maddesi gereğince taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda "ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği" hususunun ihtarına karar verilmesi yerine infazı kısıtlar biçimde 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi gereğince işlem yapılacağının ihtarına karar verilmesi'' nedenleriyle bozma kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin anılan bozma kararına gerekçe olarak gösterilen sebepler, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e, f maddesine uygun olmadığı gibi 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle yapılan değişiklik ile yürürlüğe giren bozma sebeplerine de uygun düşmemektedir. Bir diğer anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesinin dayandığı bozma sebeplerinin, 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinde yer alan;
"a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması,
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması,
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi,
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi,
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi,
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması, i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması"
Nedenlerinden hiçbirine dayanmadığı, söz konusu Kanun maddesine uygun olmayan gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği ve bu durumun ağır ve açık şekilde hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir.
Bu itibarla, bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2025 tarihli ve 2024/482 Esas, 2025/118 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 30.04.2025 tarihli ve 2025/1047 Esas, 2025/829 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” normu gözetilerek Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 31.10.2024 tarihli kararının ve bu kararın akabinde Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2025 tarihli kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla,
Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.05.2024 tarihli kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE
2. 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesinin ikinci fıkrası gereğince Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 01.12.2025 tarihli ve 2025/11028 Esas, 2025/9556 Karar sayılı ''Ret'' ilamının, diğer kısımları aynen muhafaza edilmek suretiyle KALDIRILMASINA,
3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 30.04.2025 tarihli ve 2025/1047 Esas, 2025/829 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2026 tarihinde karar verildi.