(743 S. K. m. 501, 634) (766 S. K. m. 32, 44, 92)
Dava ve Karar: Recep ve Mehmet Sarı vekilleri Avukat A. Nuhoğlu ve A. Sarı vekili Avukat A. Aydın Ertan, Hazine ve Tüfekçi Köyü Muhtarlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çaykara Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.12.1984 gün ve 242/236 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı A. Sarı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; Yargıtay duruşması için sarfı zaruri tebligat masrafları ödenmediğinden duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacılar, dava konusu taşınmazlardaki davalı Ahmet Sarı'ya ait payın haricen kendilerine satılmış olduğuna, uzun süreden beri kendileri tarafından tasarruf edildiğini bildirerek davalı üzerindeki tapu kaydının iptali ile davalıya ait payın adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı ise satışı kabul etmemiştir.
Dosyada bulunan ve noter tarafından düzenlenen senede göre Ahmet Sarı'ya ait miras payları, 450 lira bedel karşılığı davacılardan Mehmet Sarı'ya satılmış ve ferağ için babası Şerif vekil olarak tayin edilmiştir. Dinlenen davacı tanıkları ise, 40 yıl önce Ahmet Sarı'nın miras paylarının davacıların miras bırakanı Şerif'e satıldığını, Şerif'in daha sonra öldüğünü, ölünceye kadar kendisinin, öldükten sonra da davacıların taşınmazları tasarruf ettiklerini bildirmişlerdir. Şu durumda, şahadet ile iddia ve 1944 tarihli belge arasında aykırılık bulunmaktadır. Mahkemece tanıklar tekrar çağrılmak suretiyle, kendilerinden Ahmet Sarı'nın paylarının gerçekten davacılardan Mehmet'e mi, yoksa davacıların miras bırakanı Şerif'e mi satıldığının sorulması, taşınmazlardaki Ahmet Sarı'ya ait paylar Şerif'e satılmış ise, Şerif'in ölüm tarihine göre, terekesi iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğundan davacılardan mirasçılık belgesi istenerek varsa diğer mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması yahut Medeni Kanunun 501. maddesi uyarınca Şerif'in terekesine bir mümessil tayin edilerek onun huzuru ile davaya bakılması ve bu suretle dava koşulu yerine getirildikten sonra uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekir. Taşınmazlardaki payların Şerif'e satılması ile davacılardan Mehmet'e satılması arasında hüküm bakımından bir fark bulunmamaktadır. Daha açık deyimle, tapudaki açıklamaya göre, satıcı Ahmet Sarı'nın payı müşterek mülkiyet hükümlerine tabi bulunmaktadır. Diğer paydaşların katılmalarına gerek olmadan Ahmet Sarı'ya ait payın bir başkasına devir ve temliki mümkün bulunmaktadır. Ancak, iddia edilen tarihte taşınmaz tapulu olduğundan satışın Medeni Kanunun 634. maddesi hükmüne göre resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Payın resmî şekilde devir edildiğine dair bir belge ibraz edilmemiştir. Bu durumda harici satışın hukukî sonuçları üzerinde durmak gerekecektir. Temyiz dilekçesinden ve dosya münderecatından anlaşıldığına göre Çaykara'da tapulama faaliyeti başlamış bulunmaktadır. Daha açık deyimle Çaykara tapulama bölgesidir. Tapulama Kanununun 92. maddesi hükmüne göre bir davada def'i yolu ile ileri sürülebilecek hususlar aktif dava ehliyeti şeklinde de ileri sürülebilmektedir. (Söz konusu maddede Tapulama Kanununun zilyede tanıdığı iktisap haklarının tapulamasına başlanan bölgede zilyed aleyhine açılan davalarda def'an dermeyan edilebileceği açıklanmıştır.) Def'an dermeyan edilebilecek hususlar arasında Tapulama Kanununun 32/C maddesi hükmüne göre hukukî sonuç doğuran satış ve devirler de bulunmaktadır. Aynı Kanunun 44. maddesi hükmüne göre de, şayi payın haricen satışı mümkün bulunmaktadır.
Sonuç: O itibarla, haricen satış tarihinin tesbiti ile 1958 tarihli olan intikal tarihine kadar Tapulama Kanununun 32/C maddesinde geçen hususların davacılar lehine oluşup oluşmadığının araştırılması ve uyuşmazlığın ona göre çözümlenmesi gerekmektedir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmamış, eksik inceleme ile hüküm tesis edilmiştir. Temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy