(743 S. K. m. 641)
Dava: Davacı, kendi adına taşocağı işletme ruhsatı almak suretiyle şirketine kiraya verdiği nizalı sahaya ait Hazine tapusunun iptali ile bu yerin kendi adına tescilini istemiş, davalı Hazine davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmesi üzerine hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, uyuşmazlık konusu taşınmazın halen taşocağı olarak işletildiği tartışmasızdır. Davacı Ahmet dahi 16.8.1996 tarihli dava dilekçesinde bu olguyu kabul etmektedir.
HGK. nun 6.4.1955 gün, 7/21-25 sayılı İçtihadında da açıkça vurgulandığı üzere; 6.6.1317 tarihli Taşocakları Nizamnamesinin 1. maddesi kapsamında kalan ve kamu emlaki sayılan taşocakları, yürürlükten kaldırılan 608 ve 4268 sayılı Kanunlarla hususi hükümlere tabi tutulmuş, bu türden taşınmazlar önceleri devlete ait iken, sonraki tadillerle İl Özel İdarelerine aidiyeti kabul edilmiştir.
Amme emlaki sayılan böyle bir yerde taşocağı işletmeciliği yapılması, işleten kişiye mülkiyet hakkı bahşetmez. Değişik bir anlatımla, kamu emlakinin zilyetlikle iktisabı mümkün değildir. Kaldı ki, bu yer halen Hazine adına tapulu bulunmaktadır.
Sonuç: Açıklanan nedenle; davanın reddine karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile kabulü cihetine gidilmesi doğru değildir. Davalı Hazinenin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.09.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy