(743 S. K. m. 634) (818 S K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Cemal ile Sultan ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair; İskenderun Birinci Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 4.10.1994 gün ve 1051/532 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Haydar ve Mehmet vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı miras şirketi mümessili dava dilekçesinde; dava konusu 74 parsel numaralı taşınmazın 1927 yılında Fransız hükümeti tarafından yapılan kadastro işlemi sonunda tespit maliki ölü Haydar adına tespit ve tescil edilmiş olduğuna, bu yerin tespitten sonra ve kesinleşmeden önce davacılar murisi Recep tarafından harici satış senedi ile satın alındığı ve bu satış tarihinde murisin vefatına kadar bizzat muris tarafından, ölümünden sonra ise mirasçılar tarafından dava tarihine kadar 60 yıldan beri nizasız, fasılasız tasarruf edildiğinden ve davalıların bu yerle herhangi bir alakaları bulunmadığından tapunun iptali ile tescile karar verilmesini istemiştir. Davalılar, savunmalarında taşınmazın muris Haydar adına tapuda kayıtlı olduğu ve zilyetlikleri bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 29.6.1927 tarihinde yapılan kadastro tespitinde davalılar murisi Haydar adına tespit ve tescil edilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi davacılar vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın tespite müteakip ve tespit kesinleşmeden davacılar murisi Recep tarafından haricen satın alındığını bildirmiştir. Ve böylece davacılar, murislerinden intikal eden zilyetlik ve satın almaya dayanmışlardır. İddia isbatı için dinlenen tanıklar 1914 ve 1915 doğumludurlar. Bu tarihler itibariyle tanıkların zilyetlikle ilgili beyanları Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre 10 yaşlarından itibaren başladığının kabulü halinde 1924 ve 1925 yıllarına tekabül eder. Bu tarihten önceki zilyetliğin tanıklar tarafından bilinmesi ve açıklanması, yaşları itibariyle mümkün değildir. İddia, kadastro tesbitinden sonra ve kesinleşmeden önceki tarihte, harici satın almaya dayandığına göre, davacılar ve murislerinin mülkiyet haklarının doğumunun, tespit tarihine kadar tahakkuk etmesi, başka bir anlatımla önceki malik Haydar'dan eklemeli zilyetlikle intikal eden mülkiyet hakkının, 1927 tarihinden önce yani tesbit tarihinden önce doğduğunun isbat ve tesbiti gerekir.
Sonuç: Oysa yukarıda açıklandığı gibi tanıkların yaşları itibariyle fiili imkansızlık mevcut olduğundan, tesbit tarihinden önce mülkiyetin davacılar ve murislerine ait olduğu isbat edilemediğinden, kesinleşmeden sonraki satışı ise tapulu yerin haricen satışı MK. nun 634., Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddesi uyarınca Yasaya aykırı bulunması sebebiyle mümkün olmadığı ve her iki hale dayanan iddianın da dinlenme olanağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz ve temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 60000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 17.11.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy