(743 S. K. m. 639)
A. B. ve müşterekleri ile N. U. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Elazığ 2. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 10.6.1997 gün ve 457/247 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar tarafından süresinde istenilmiş ise de: Hüküm tarihine nazaran uyuşmazlığa konu teşkil eden taşınmazın değeri 200.000.000 lirayı aşmadığından duruşma talebinin kıymet yönünden reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
Çekişmeli taşınmaz Teşrinisani 1310 tarih 84 numarada tarafların kök murisi S. A. adına kayıtlı iken 1954 yılında yapılan tapulama sırasınca 2820 m2 olarak ve 96 payı davalılara ait olmak üzere tespit ve tescil edilmiştir. Daha sonra yapılan Şuyulandırma sonucu 969 ada 13 parsel olarak tescili yapılmıştır.
Davacılar, 969 ada 13 parselde davalı adına 800/2400 payın tescil edildiğini, pay maliki olarak gösterilen S. A.'nın ve kızı H.'nin MK.'dan önce, taşınmaza H. ve mirasçılarının hiç zilyet olmadıklarını, MK. 639/2. maddesi uyarınca 800/2400 payın tapusunun iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece, taşınmazın davacı tarafın zilyetliğinde bulunduğunu kayıt malikinin ölüm tarihine göre MK.'nun 639/2. maddesi koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taşınmazın Mk.'nun yürürlüğünden önce ölen kök muris S. A.'dan tarafların miras bırakanları H. ve H.'e müşterek mülkiyet olarak intikal ettiği hususunda taraflar arasında çekişme bulunmamaktadır. Taşınmazın öncesi tapulu olduğuna ve 1954 yılında yapılan tapulama tespitinde paylı olarak tespit tüm mirascıların talebiyle yapılmadığına göre taraflar arasındaki aynı kökden gelme nedeniyle irs ilişkisi devam etmektedir. Başka bir anlatımla 1954 tarihli kadastro tutanağı kayıt malikinin mirascılarının isteği ve talebiyle irs ilişkisine son verilmeden Medeni Kanun'un yürürlüğünden önceki hukukumuzda iştirak halinde mülkiyet müessese olarak kabul edilmediğinden kanun gereği ve tek taraflı olarak ibraz edilen veraset ilamına göre tanzim edilmiştir. Bu veraset ilamına göre mirascılara pay verilmiş olması taraflar arasındaki irs ilişkisini ortadan kaldırmaz. Taraf iradelerinin birleşmesi sonucu oluşturulmuş veya taksim sonucu meydana gelen bir müşterek mülkiyet durumu söz konusu değildir. 27.4.1949 gün 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, 26.5.1954 gün ve 5/17 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile kaldırıldığına göre mirascılar arasında zamanaşımı işlemez. Taşınmazlar ister müşterek, ister iştirak halinde olsun durum değişmez. (8.H.D. 11.6.1990 tarih 6928 - 10390). Çünkü mirascılardan birinin veya bir kaçının terekeye dahil malı tasarruf etmesi MK.'nun 539. maddesi hükmüne göre diğer mirascılar adına cereyan eden tasarruf tüm mirascılar adına olduğuna göre bağımsız olarak iktisap hakkı sağlamaz. (HGK. 14.2.1996 T., 1995/8-969 E.. 1996/82 K.)
Sonuç: Davalıların temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 21.05.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy