(6831 S. K. m. 1)
Ali Rıza ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Dursunbey Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15/06/1999 gün ve 21/1 33 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Mahkemece taşınmazın hukuksal niteliğinin belirlenmesi yönünden yapılan uygulama yeterli değildir. Dosyadaki ferini bilirkişi krokisine ve orman tahdit haritasına göre taşınmazın bulunduğu yerde orman tahdidi yapıldığı anlaşılmaktadır. Tahditle ilgili tutanaklar ve harita dosyaya getirtilmiş ise de; uygulama ferini bilirkişiye yaptırılmıştır. Bu çeşit uygulama, Yargıtay İçtihatlarında benimsenen usule aykırıdır. Dosyaya getirtilen sınırlandırma haritası, çalışma ve askı tutanaklarının bu işlerde uzman serbest orman yüksek mühendisi ve mahalli bilirkişi aracılığıyla taşınmaz başında ve mahallinde yapılmalıdır Sınırlandırma tutanağı ve haritasında tanımlanan ve gösterilen O.T.S. noktaları ve belli sınır noktaları mahalli bilirkişilerinde gerektiğinde bilgisine başvurulmak suretiyle yerleri tespit edilmelidir. Sonra harita, teknik kurallara göre ve röper noktaları da belirtilmek suretiyle yerine uygulanmalı ve bu uygulama ayrıntılı şekilde uzman bilirkişi rapor ve krokisinde gerekçeli olarak açıklanmalı ve ayrıca dava konusu yer tahdit haritası üzerinde tasdikli bir şekilde gösterilerek belirtilmelidir. Açıklanan hususların uzman bilirkişi serbest orman yüksek mühendisi aracılığıyla yerine getirilmesi keşfin ve Yargıtay denetiminin sağlıklı yapılabilmesi yönünden zorunludur. Zira orman tahdidi yapılan yerlerde bir taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespiti ancak kesinleşmiş orman tahdit harita ve tutanaklarının uzman bilirkişi aracılığıyla uygulanması sonucu belirleneceği hususu Yargıtayın kararlılık kazanmış içtihatları gereğidir.
Taşınmazın hukuki niteliğinin belirlenmesi ve mer'a yönünden ilişkisinin araştırılması için tahsisli mera kapsamında kalıp kalmadığı hususu da yeterince araştırılmamış ve uygulama yapılmamıştır. Taşınmazın tahsisli meralardan olup olmadığı hususu araştırılırken öncelikle bu yerde mera tahsisinin bulunup bulunmadığının köy hizmetlerinden sorulması, varsa mera norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftası getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mera norm kararına göre tahsis edilen meranın menşei, norm kararında araştırılarak tahsisin mevcut kadim meradan mı, yoksa 4753 sayılı Kanunun 8. maddesine göre Bakanlık emrine geçen yerlerden mi yapıldığı hususu tespit edilmelidir. Tahsisli ve kadim meraların oluşumu itibariyle farklılıkları vardır. Tahsisli meralar, yetkili merciiler tarafından kamunun yaralanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yolu ile oluştuğu halde kadim meralar başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yerde halkın yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar. HGK.nun 30/10/1991 tarih 1991/8-427-544 ve 03/05/1995 tarih 1995/17-149-502 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi bir yerin yetkili bir mercii tarafından mera olarak tahsis edilmesi evveliyatı itibariyle o yerin mutlak suretle mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyedlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki yetkili mercii tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyedliği sona ereceğinden mera olarak tahsisinin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yolu ile mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Açıklanan hususların ışığında taşınmazın mera yönünden niteliği araştırılarak ve delillerde tartışılıp değerlendirilerek bir karar verilmelidir. Taşınmazın hukuki niteliğinin, orman ve mera açısından usulüne uygun şekilde araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm verilmiş olması isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16/11/1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy