(2762 S. K. m. 8, 26, 27, 29, 41) (743 S. K. m. 81/b, 639) (YİBK 1959/2E 1959/19K 4/3/1959)
Dava: Y.D.Şeker ve G. G. Yılmaz (Şeker) ile Hazine, Beşiktaş Belediye Başkanlığı ve Osman Güven, dahili davalılar Vakıflar Bölge Müdürlüğü, H. Güven ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İstanbul 6.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.09.1999 gün ve 311-384 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.12.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü Hazine vekili Av. G. Tankut ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü vekili Av. S. Yasal geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava konusu 73 ada, 6 parsel numaralı taşınmaz maliki D.'un seferberlikte öldüğünü ileri sürerek MK. nun 639/2. maddesi hükmüne göre hukuki değerini yitiren tapu kaydının iptali ile adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir. Davalı Hazine ve Vakıflar İdaresi vekilleri davanın reddini savunmuşlar, mahkemece mutasarrıfı adına kayıtlı ve belli bir vakfın icareteynli malı olan vakıfların zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı düşünce ve gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 73 ada, 6 parsel sayılı taşınmaz 05.05.1949 yılında yapılan kadastro işlemi sırasında bu yere ait olduğu kabul edilerek Mart 1322 tarih, 72 nolu tapu kaydının revizyonu sonucu Ö. oğlu D. adına tespit ve tescil edilmiştir. Sureti dosyaya konulan revizyon tapu kaydına göre taşınmazın cinsinin evkaf muhik (Merzifonlu Kara Mustafapaşa Vakfından) olup mutasarrıfının (Yıldızsaray Humayun tablakarlarından Ö. oğlu D. ağa) ve vakfın cinsinin de icareli vakıflardan olduğu kayıt kapsamından anlaşılmıştır. Açıklanan tapu kaydı kadastro işlemi sırasında revizyon görmüş ve dava konusu 6 parsele ait olduğu belirlenmiştir. Kaydın nizalı taşınmaza ait olduğu hususunda taraflarca bir uyuşmazlık söz konusu değildir. Kaydın mutasarrıfı olan Ö. oğlu D. ağa'ya ait Ürgüp Sulh Hukuk Mahkemesinden alınan 08.10.1976 tarih, 1976/255-283 sayılı mirasçılık belgesine göre Ömer oğlu 1290 doğumlu D. Güven'in 1956 yılında öldüğü ve mirasçılarının eşi H. ile çocukları M. Emin, O., M. oğlu D.Güven ile kızları H., D., Ş. Akpınar, A. Özcan, M. eşi E. Güven ve M. kızı E. Mutlu olduğu anlaşılmış olup D.Güven mirasçılarının tamamı davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece taraf delilleri toplanmadan taşınmazın mutasarrıfı adına kayıtlı olup belli bir vakfın icarateyni olan vakıfların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi dava konusu taşınmazın dayanağını teşkil eden revizyon tapusunun mutasarrıfı Ö. oğlu D. olup cinsi, icareteynli vakıflardandır. 04.03.1959 gün ve 2/19 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre icareteynli vakıf taşınmazlarına ait tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazların 04.03.1959 tarih, 2/19 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmaması hali icareteynli vakıf mutasarrıfının intikale salih mirasçı bırakmadan ölümü nedeni ile vakfına dönen ve bu nedenle mülkiyeti mutasarrıfına geçmemiş olan taşınmazlarla ilgili olup, mülkiyeti mutasarrıfına geçen taşınmazlar İçtihadı Birleştirme Kararının kapsamı dışındadır. Bu nedenle taşınmazın vakfına dönüp dönmediğinin dosyaya sunulan belgelere göre incelenmesi ve sözü edilen içtihadı birleştirme kararının kapsamına girip girmediğinin de 2762 sayılı Kanunun ilgili hükümleri incelenerek belirlenmesi gerekir. 5 Haziran 1935 tarihli Vakıflar Kanununun mukataalı ve icareteynli vakıf malların tasfiyesi ile ilgili 4.babında yer alan 26. maddesinde bu Kanunun neşrinden sonra vakıf mallarının mukataa ve icareteyne bağlanamayacağı, 27. maddesinde mevcut mukataalı toprakların veya icareteynli taşınmazların mülkiyetlerinin taviz karşılığında mutasarrıfına geçeceği, 28. maddesinde tavizi ödenen taşınmazın mülkiyetinin mutasarrıfı adına tapuya tescil edileceği, 29. maddesinde ise 10 yıl içinde taviz vermek suretiyle icareteyn veya mukataa kayıtları terkin edilmemiş olan taşınmazların mülkiyetinin 10 yılsonunda kendiliğinden mutasarrıfa geçeceği ve vakfın hakkının ivaza döneceği hükme bağlanmış ve 13 Haziran 1945 günlü 4775 sayılı Kanunla da 29. maddede yazılı sürenin sona erdiği tarihten başlayarak 10 yıl uzatılmıştır. Anılan Yasa hükümlerinden çıkan sonuca göre uzatılan süre bitmiş olup söz konusu sürenin bitiminden itibaren taşınmazın mülkiyeti kendiliğinden mutasarrıfı olan kişilere, ölümleri halinde mirasçılarına geçmiş ve vakfın hakkı bedele dönüşmüş olur. Mutasarrıfın mülkiyetine geçen taşınmazlar 04.03.1959 gün ve 2/19 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının kapsamı dışındadır. Vakıflar Kanununun 41. maddesine göre, MK. daki zamanaşımı hükümleri vakıflar hakkında da tatbik olunur. İstisnası 8. maddesi hükmünce doğrudan doğruya hayrattan olan vakıf taşınmazlardır. MK. nun 81/b maddesi kazanılmış hakları ortadan kaldırmış değildir.
O halde; tarafların iddia ve savunmalarının yukarıda açıklanan kurallar ve hükümler araştırılarak ve toplanan deliller göz önünde tutularak incelenmesi, davacıların zilyetliğe dayanan iddialarının araştırılması ve davacılar yararına MK. nun 639/2. maddesi hükmünde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,
Sonuç: İçtihadı Birleştirme Kararına, dosyada toplanan delillere ve mutasarrıfın mirasçı bırakarak ölmüş olmasına rağmen yanlış anlam verilerek davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 2.080.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 12.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy