(1086 S. K. m. 259, 275) (3402 S. K. m. 14) (YHGK. 30.03.1994 T. 1993/8-939 E. 1994/176 K.)
Dava: Ahmet Şaffak ile Hazine ve Tonya Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Tonya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.10.2000 tarih ve 86-51 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, muristen intikal eden eklemeli zilyetliğe dayanarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına miras payları oranında tescile karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm yermeye yeterli değildir. Dava zilyetliğe dayanan tapu iptali ve tescil talebine ait bulunmaktadır. Mahkeme davada tanık dinlemeksizin keşifte dinlenen yerel bilirkişinin zilyetlik konusunda verdiği bilgi ile yetinerek ve taraflardan tanık listesi istenmeden ve tanık dinlenmeden taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescile karar vermiştir.
Bu tür davalarda iktisabı sağlayan zilyedliğin ispatı gereklidir. Zilyetlik olayları maddi olaylardandır. Maddi olaylar ancak tanık ve benzeri delillerle ispat edilebilirler. Mahkemece zilyedlik araştırmasında bilirkişinin verdiği bilgi ile yetinilerek hüküm verilmiştir. HUMK. nun 275. maddesinde hangi amaçla bilirkişinin bilgisine başvurulacağı açıklanmıştır. Bunun dışında tanık sözleri ile tespiti gereken bir yön için tanık dinlenmeden bilirkişinin bilgisi ile yetinilemez. Benimsenen usul ve yasaya uygun olan uygulamaya göre zilyedliğin ilk önce tanık sözleri ile tespiti şarttır. Bu yapılmadıkça bilirkişi sözleri yalnız başına bir delil olamaz. Taşınmaz malın yer, sınır ve dava tarihindeki değeri konusunda özel bilgisini veren yerli bilirkişinin zilyetlik konusundaki sözleri ancak, zilyedliğin tespiti maksadı ile dinlenen tanıkların sözlerinin doğruluğunu gösteren tamamlayıcı bir bilgi olarak gözönünde tutulabilir. O durumda zilyedliğe dayanan tapu iptali ve tescil davalarında tanık dinlenmeden yerel bilirkişinin sözleri ile iptal kararı verilemez (HGK., 30.03.1994 T., 1993/8-939 E., 1994/176 K) Bu itibarla yukarda açıklandığı gibi zilyedlik olaylarının tanık sözleri ile ispat edileceğinin gözönünde tutulması, taraflardan tanık ve benzeri delillerin istenmesi bunların HUMK.nun 259. maddesi uyarınca taşınmaz başında dinlenmeleri ve bütün deliller toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmelidir.
Bundan ayrı, 3402 s. Kanunun ilgili maddesi hükmü uyarınca taşınmazın önceki maliki muris Halim ve davacı mirasçılar hakkında miktar ve nitelik araştırması da yapılmamıştır. 3402 s. Yasanın 14. maddesi hükmüne göre zilyedliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hallerde zilyedin kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Taşınmaz davacıya murisinden intikal ettiğine ve intikal tarihi ile dava tarihi arasında iktisabı sağlayan sürenin geçmediği belirlendiğine göre, 1617 s. Yasanın yürürlüğe girdiği 26.7.1972 gününden itibaren açılan dava sonunda mirasçılar ve davacı zilyed adına bu yolla ya da tapulama veya kadastro yoluyla tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu, Kadastro ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorulup belirlenmesi ve taşınmazın 3083 s. Yasa uyarınca Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığı DSİ ve Köy Hizmetleri Müdürlüğünden sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Ayrıca, taşınmaz kadastroca mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Bu sebeple hukuksal niteliğinin etraflı bir biçimde araştırılması, tarafların sunacağı listelerdeki tanıklardan hali hazır ve önceki durumu itibariyle kadim veya tahsisli meralardan olup olmadığı hususunun sorulmasıyla birlikte komşu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanakları da getirtilerek uygulanan kayıt ve belgeler var ise bunlarında mahallinde yerel bilirkişi ve gerektiğinde tanıklar marifetiyle uygulanarak dava konusu taşınmaz bölümünün ne biçimde gösterildiği araştırılıp hukuksal niteliğinin belirlenmesi gerekir. Eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA 20.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy