(1086 S. K. m. 77, 179, 180, 195, 217, 241)
Dava: Ahmet Karadoğan ile Hüseyin Yankafa aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Tufanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.12.2000 gün ve 133-121 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu 15 parsel numaralı taşınmazın yakın murisi ve babası Osman'dan kaldığını ileri sürerek iptal ve tescil talebinde bulunmuştur. Davalı savunmasında; taşınmazın kök muris Ahmet Karadoğan'dan kaldığını ve kadastro tesbiti sırasında tarafların muvafakatı ile taşınmazlardaki kendi adına tespit gördüğünü ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece taraflar arasında yapılan bir harici anlaşmaya göre taşınmazın diğer taşınmazlardaki paylara mukabil davacıya bırakıldığı, davacının Yamanlı Köyü'nde ikamet ettiği, davalının ara sıra köye gelip gittiğini ileri sürerek sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Keşifte re'sen dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanığı, taşınmazın öncesinin tarafların kök murisleri ve dedeleri Ahmet'ten kaldığını, ancak taksim hakkında bilgilerinin bulunmadığını beyan etmişlerdir. Bu durumda; öncelikle muris Ahmet'ten mirasçılık belgesi istenilerek tarafların Ahmet'in mirasçısı olup olmadığının kanıtlanması ve taraflar dışındaki diğer mirasçıların davaya dahil edilerek dava şartının yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece taraf delilleri sorulmadan sözlü veya yazılı olarak bu hususta taraf beyanları tespit edilmeden ve keşif öncesi hazırlık yerine getirilmeden keşfe karar verilmiş ve keşif mahallinde taraflar hazır bulunduğuna göre usul hükmüne göre önce taraf muvafakatları alınmadan kendiliğinden yerel bilirkişi seçimi yapılmış, sonra yine önceden ismi belirtilmeyen ve keşifte hazır bulundurulan davacı tanığı dinlenmek suretiyle ve usule aykırı seçilip dinlenen yerel bilirkişi ve tanıktan da taraf iddia ve savunmaları araştırılmaksızın tespit edilen beyanlarına göre yetersiz araştırma ile ve delil toplamak suretiyle karar verilmiştir. Mahkemece delillerin ikamesi ile ilgili usulü işlemler Yasaya uygun şekilde yerine getirilmemiştir.
Davanın hukuki mahiyeti ve taraflarca hazırlama ilkesi gereği çekişmeli hususların ispatı için taraflarca delil gösterilmesi zorunludur. HUMK.na 3156 sayılı Kanunla eklenen 179/3. maddesi hükmüne göre; kural olarak davacı dava dilekçesinde delillerinin nelerden ibaret olduğunu yazmak ve 195/1. madde hükmüne göre de, davalı süresi içerisinde cevap layihasında varsa karşı delillerini bildirmek zorundadır. Taraflar HUMK.nun 180/1. maddesi hükmü uyarıncada yazılı delil örneklerinin karşı taraftan bir fazlasını cevap layihasına eklemeli, başka yerden gelecek deliller için gerekli açıklamalar yapılarak posta giderlerini de pul olarak vermelidirler.
Yargılama başladıktan ve taraflar ve vekilleri dinlenip gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra taraflar arasındaki çekişmeli hususların ispatı için delillerin toplanması ile ilgili aşağıda açıklanan usulü işlemlerde yerine getirilmelidir.
Tarafların iddia ve savunmalarını hangi delillerle ispat edeceklerini bildirmeleri HUMK.nun 77. maddesinde açıklanan çabukluk, basitlik ve ucuzluk ilkeleri gereği olarak da delillerini göstermeleri ve hasretmeleri, ayrıca HUMK.nun 241/2. maddesine göre tanıklarını hangi husus (maddi olay) hakkında dinleteceklerini mahkemeye bildirmeleri gerekir. Bu işlemler tamamlandıktan sonra mahkemece HUMK.nun 217/2. maddesi uyarınca karşılıklı tebliğ için taraflara uygun bir süre verilerek oturum başka bir güne ertelenmelidir.
Deliller hasredilmedikçe yargılamanın her safhasında delil göstermek mümkün olduğundan, deliller hasredilmeden her zaman delil ikame imkanı tanınması da yargılamanın çabuk, basit ve ucuz olma ilkesine ters düşer. Yazılı delillerin dava dilekçesi ve cevap layihasına eklenmiş veya gösterilmemiş olması halinde ilk oturumda istenen hususların 10 günlük kesin sürede yerine getirilmesi veya eksikliğin tamamlanması hususu HUMK.nun 180/1. maddesi uyarınca taraflara bildirilmelidir. Verilen bu süre içerisinde ellerinde bulunan delilleri mahkemeye vermemeleri veya eksik vermeleri halinde bu belgeleri davada delil olarak gösterme hakkını kaybedecekleri de düşünülmelidir.
Sonuç: Taraf delillerinin toplanması için açıklandığı şekilde, usulü işlemleri yerine getirmeden ve usulüne uygun şekilde delil toplamadan ve dava şartı da yerine getirilmeden karar verilmesi usul ve Yasaya aykırı ve temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 3.240.000. lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy