(1086 S. K. m. 259) (3402 S. K. m. 14) (743 S. K. m. 639)
Dava: Nurettin Aslan ile Hazine ve Şendurak Köyü Muhtarlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Oltu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.07.2000 gün ve 65-115 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Nurettin Aslan, Köy Orta malı mera olarak sınırlandırılan 1120 parsel içinde kalan yaklaşık bir dönüm miktarındaki taşınmaz bölümüne ait sınırlandırmanın iptal edilerek bu yerin kendi adına tapuya tescil edilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuş, mahkemece istek doğrultusunda kısmen iptal ve tescile karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma noksandır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık mera olarak sınırlandırılan taşınmazın bir bölümüne ait sınırlandırmanın iptal edilerek bu yer ile sınırlandırma dışında kalan ancak tespit dışı bırakıldığı anlaşılan çevredeki bitişik taşınmazında davacı adına tescili isteğine ilişkindir. Dosya arasındaki tutanağa göre dava konusu 1120 parsel 05.09.1991 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında köy orta malı mera olarak sınırlandırılmıştır. Uyuşmazlığın bu bölümü meraya ilişkin bulunduğuna göre öncelikle yerel bilirkişi ve tanıkların bu yerden istifade etmeyen komşu köyler halkı arasından seçilmesi gerekir. Bu konuda mahkemece yapılacak iş; taraflardan komşu köyler halkı arasından yerel bilirkişi ve tanık listesi vermelerinin istenmesi, gösterecekleri bu kişilerin HUMK. nun 259. maddesi uyarınca ve usulüne uygun şekilde taşınmaz başında dinlenilmeleri, bu suretle taşınmazın öncesinin ne ve kime ait olduğunun belirlenmesi gerekir. Bundan ayrı, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörüldüğü şekilde davacı, muris ve diğer mirasçılar açısından miktar araştırması yapılarak adı geçenlerin aynı çalışma alanı içinde daha önce belgesizden ve zilyedlik yolu ile taşınmaz edinip edinmediklerinin, edinmişler ise bunların miktarlarının tereddüte yer vermeyecek biçimde saptanması, keza 3083 sayılı Yasa açısından kuru-sulu arazi ayırımının da yöntemine uygun biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen hususlar gereği gibi araştırılmadan yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve Yasaya aykırıdır.
Ayrıca fenni bilirkişi Fevzi Budak tarafından düzenlenen 26.06.2000 tarihli rapor ve krokide turuncu renkle boyalı ve 497,12 m2 yüzölçümündeki taşınmazında davacı adına tesciline karar verildiği görülmüştür. Fenni bilirkişi yukarıda tarihi verilen rapor ve krokisinde bu bölümün tapulama çalışmaları sırasında dere yatağı olarak tespit dışı bırakıldığını bildirmiştir. Yargıtayın kararlılık kazanan son uygulamalarına göre tutanak düzenlenmemekle birlikte tespit dışı bırakılma işlemi de bir kadastro işlemi sayılır. Bu tür uyuşmazlıklar da davacının zilyedliği en erken taşınmazın tespit dışı bırakıldığı 05.09.1991 tarihinde başlar. Eldeki davada tespit dışı bırakılma işlemi ile dava tarihi arasında kazanmayı sağlayan 20 yıllık iktisap süresi geçmemiştir. Taşınmazın bu bölümü hakkındaki davanın açıklanan nedenle reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yoluna gidilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy